Hayata dair herşey..

Tanım

Tıpkı şairin dediği gibi; Hayatı erteleme lüksümüz yok...


Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* Arkadaşlarım

Kategoriler


Kartallar ve İnsanlar...

 
Kartal,kuş türleri içinde en uzun yaşayanıdır.70 yıla kadar yaşayan
kartallar vardır. Ancak bu yaşa ulaşmak için, 40 yaşındayken çok ciddi ve zor bir karar vermek zorundadır. Kartalın yaşı 40'a vardığında pençeleri sertleşir, esnekliğini yitirir ve bu nedenle de beslenmesini sağladığı avlarını kavrayıp tutamaz duruma  gelir. Gagası uzar ve göğsüne doğru kıvrılır. Kanatları yaşlanır ve
ağırlaşır. Tüyleri kartlaşır ve kalınlaşır. Artık kartalın uçması iyice zorlaşmıştır. Dolayısıyla kartal burada iki seçimden birini yapmak zorundadır:
- Ya ölümü seçecektir,
- Ya da yeniden doğuşun acılı ve zorlu sürecini göğüsleyecektir.
Bu yeniden doğuş süreci 150 gün kadar sürecektir.
Bu yönde karar verirse kartal bir dağın tepesine uçar ve orada bir kaya duvarda, artık uçmasına gerek olmayan bir yerde, yuvasında kalır. Bu uygun yeri bulduktan sonra kartal gagasını sert bir şekilde kayaya vurmaya başlar. En sonunda kartalın gagası yerinden sökülür ve düşer. Kartal bir süre yeni gagasının çıkmasını bekler. Gagası çıktıktan sonra bu yeni gaga ile pençelerini yerinden söker çıkarır. Yeni pençeleri çıkınca kartal bu kez eski kartlaşmış tüylerini yolmaya başlar. 5 ay sonra kartal, kendisine 20 yıl veya daha uzun süreli bir yaşam bağışlayan meşhur yeniden doğuş
uçuşunu yapmaya hazır duruma gelir.

Kendi yaşamımızda sık sık bir yeniden doğuş süreci yaşamak zorunda kalırız. Zafer uçuşunu sürdürmek için, bize acı veren eski <******>
alışkanlıklarımızdan, geleneklerimizden ve anılarımızdan kurtulmak zorundayız. Ancak geçmişin gereksiz safrasından kurtulduğumuzda, deneyimlerimizin yeniden doğuşumuzun getireceği olağanüstü sonuçlarından tam olarak yararlanabiliriz.


Tarih: 11:45, 24/2/2007 Kategori: Hayata Dair
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Güzel Bir Hikaye...

İki kardeş yanyana bahçelerde birbirine tıpatıp benzeyen aynı özelliklere sahip iki ev yaparlar. Birbirlerini çok severler ve her işlerini birlikte yapmaya gayret ederler. Evlerin arasından bir de küçük ırmak geçmektedir. Çoğunlukla çoluk çocuk iki aile bu ırmağın kıyısındaki ağacın altında toplanır hafta sonları piknik yaparlar ve tüm haftanın yorgunluğunu birlite çıkarmaya çalışırlar... Bir gün, hani o günlerden bir gün... ne olduysa olmuş ve büyük kardeşle küçük kardeş incir çekirdeğini doldurmayacak bir mesele yüzünden tartışmışlar. Birbirlerine küsmüşler ve artık ırmağın kıyısındaki ağacın altında buluşmaz, hafta sonları da dahil olmaz üzüre günlerini birlikte geçirmez olmuşlar. Irmağın üstüne birlikte yaptıkları köprüyü bir gece küçük kardeş büyük bir öfkeyle yıkıp yoketmiş ve artık aradaki mesafe böylece daha da büyümüş. Bir hafta sonu büyük kardeş öfke, üzüntü ve sıkıntı ile pencereden ırmağın kenarındaki ağacı seyrederken kapısı çalmış. Açtığında karşısında elinde alet çantası ile bir ihtiyarın durduğunu görmüş. "Buyrun ne istemiştiniz?" diye sormuş. İhtiyar "Efendim ben dülgerim. Yani anlayacağınız marangoz. Elimden her iş gelir. Eğer evinizde tamir edilecek, yapılacak bir yer varsa çok ucuz fiyata, hatta karın tokluğuna tamir edebilirim" demiş. Genç adam biraz düşünmüş ve "Gel benimle" deyip ihtiyarı alıp evin arkasındaki depoya götürmüş. Depoda üst üste yığılmış keresteleri gösterniş. "Bak ihtiyar, bu keresteleri görüyorsun. Bu kerestelerle evin yan tarafındaki ırmağın kenarında, karşı evi kapatacak bir şekilde tahtadan bir perde yapmanı istiyorum. Yüksek olsun ki ben pencereden her baktığımda o evi görmeyeyim. Ben şimdi şehre iniyorum. Akşama gelince seninle hesabımızı görürüz." adam şehre inmiş. ihtiyar da çalışmaya başlamış... <******>
Nihayet akşam geç vakit evin sahibi dönmüş şehirden. İhtiyar ne yaptı diye düşünerek evin ırmağa bakan tarafına doğru yürümüş. Birde ne görsün. Irmağın üstünde eskisinden çok daha güzel ve alımlı bir köprü. Köprünün bir ucunda işini bitirmiş takımlarını toplayan ihtiyar, diğer tarafında ise gözyaşları içinde küçük kardeşi durmuyor mu...
Küçük kardeş ağabeyini görünce hıçkırıklar içinde kollarını açıp koşmaya ve "Özür diliyorum abi, senden çok özür diliyorum. İnat ettim ve hakkım olmadığı halde bizi birbirimize bağlayan köprüyü yıkıp yokettim ama sen her zaman olduğu gibi büyüklüğünü gösterdin ve yine bu köprüyü yaptırdın beni affedebilecek misin" diyerek boynuna sarılmış. Ağabey olanlardan habersiz, şaşkın ama durumdan ziyadesi ile mutlu kardeşini kucaklamış... Az sonra olayın tüm detaylarını düşününce gerçeği görüvermiş. Hemen telaşla ihtiyar dülgere dönmüş ve "Ey ihtiyar.. Sen erdemli ve olgun bir bilgesin. Lütfen burda kal. Ömrünün sonuna kadar misafirimiz ol ve bizimle birlikte yaşa, bilgin ve erdeminle bizim de yüreğimizi aydınlat" diye içten bir teklifte bulunmuş. Ancak ihtiyar dülger zamanın kırıştırdığı yüzünde beliren tatlı bir tebessümle "İsterdim evlat ama yapmam gereken daha çok köprü var" deyip ağır adımlarla güneşe doğru yürüyüp kaybolmuş...
 
Umarım beğenirsiniz dostlar. beni çok etkilyen bir öyküydü...



Tarih: 11:41, 24/2/2007 Kategori: Hayata Dair
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

ANATOMİ


Tarih: 11:36, 24/2/2007 Kategori: Hayata Dair
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Guven ve Mutluluk Uzerine Dusunceler

Guvenmek ve guvenilmek

Birisine guvenmek nedir?

Bir inanc mi?

Bir baglanma mi?

Bir gercek mi?

Yoksa bir hayal mi?

Bilmiyorum. Belki de tumu.

Bu soruya yanit aramayi bir kenara koyuyorum.

Kendine guvenmek nedir?

Kendine saygi duymak mi?

Bir ic rahatligi mi?

Bir huzur mu?

Kendini begenmislik mi?

Baskasina zulmetmek mi?

Sanirim ilk ucu.

Kendine guvenmek, insanin benligine yonelik en vurucu duygudur. En siddetli, en saglam elektrik yukudur. Hakli ya da haksiz olabilirsiniz. Dogru bildiginiz bir seyi sonuna kadar savunmak, bilmediginizi de acikca beyan etmektir guven duymakÉ

Kendine guvenmek, karmasik bir sorundur.

Sanayi cagi ve otesinin toplumlarinda guven sorunu, insanoglunun yasamla karsi karsiya kaldiginda ayakta kalma ya da yikilip gitme (suruklenme) sorunu haline gelmistir.

Binlerce ayrintiyla icinden cikilmaz hale gelen yasam kosullari, insanlardaki kendine guven duygusunu da torpulemis durumdadir.

Dis dunya ile iliskilerinde zorlanan insanlar, guven duygularini yitirme durumuyla karsilasinca halusinasyonlar yaratmaya yonelmislerdir. Bazi masum yalanlarla kendilerini kandirma, bunun en tipik ornegini olusturmakta. Cevrenizde kendisi hakkinda cok asagilayici duygular, fikirler besleyen insanlara sikca rastlayabilirsiniz.

ÒBen bir ise yaramiyorumÓ fikrini kafalarindan sokup atamazlar. Vahsi kapitalist iliskilerin hukum surdugu yerkure, aslinda onlar icin yasanilacak bir yer olmaktan cikmistir. Eski sakin gunlere ozlem duyma fikri, iste bu duygular sonucunda olusur. Genelde kendine guven duygusunun yok olusuyla ya da azalmasiyla ortaya cikan bu durum, siyasi duzleme muhafazakar, fasizan bazi imgelerle yansir. Duygular duzleminde ise icine kapanma ve her yeni seyden korkma olarak benliklerde yerini bulur.

Kendine guvenmek, yasamin sellerine kapilmamak demektir. Guclukler karsisinda eger irade kuvvetliyse (ki insanlarin yuzde yuzu buna sahiptir ancak kullanmayi bilemezler, zayiflik gosterirler) ayakta kalmak kolaylasirÉ

Yasamda ÒhayirÓ diyebilme cesaretini gostermek gerekir.

ÒHayir bunu istemiyorum.

Hayir bu bicimi begenmedim.

Hayir ben burada kalip direnecegim.

Hayir seni (ya da sizleri) istemiyorum.

Hayir baskasini ezemem, somuremem.

Hayir sana yalakalik yapmiyorum.

Hayir sen haksizsin. Seni desteklemiyorum.

Bunun tersini de yapmak zorundasiniz amaÉ

ÒSunu istiyorumÉ

Seni (ya da sizleri) istiyorum.

Bu kitabi yazmak istiyorum. Bu kitabi yazacagim.

Gercege ulasana kadar ugrasacagim, gercegi istiyorum.

Evet haklisin. Seni destekliyorum.

Peki kendine guvenmek mi, guvenilmek mi onemlidir?

Cok kisaca, kendine guvenmek onemlidir, demek istiyorum. Kendine guvenen insan, cevresinde kendisine guvenilmesinin onunu acar.

Insanin kendisine guvenmesi yeterlidir. Digerleri birer sonuc olarak ortaya cikar ve kendine guvenen insanin cabasindan bagimsiz bir bicimde gelisir.

Kendine guvenen birisinin en hoslanmadigi sey, bir baskasina Òbana guvenÓ demektir.

Bunu soylemek ona bir sey kazandirmaz, onu tatmin de etmez. Ancak yine de bu ÒislemÓ bilhassa duygusal iliskilerde sikca yasaniyor.

Her insan fizyolojik olarak esit bicimde (istisnalar kaideyi bozmaz) dunyaya gelir. (Gene istisnalari bir yana birakacak olursak) Her insan zihinsel olarak esit bicimde dunyaya gelir. Onlarin kendilerine guvenlerini etkileyen sey, yasam kosullaridir. Icine dogduklari aile, akrabalar ve arkadaslariyla iliskileri, beslenme durumlari, sagliklari icin yapilan harcama miktari, egitim duzeylerini yukseltme olanaklariÉ

Eger bu etkenleri de esitlemek imkani olsaydi, ortada sorun kalmazdi.

Ancak ne yazik ki, boyle bir olanak henuz yokÉ

Ama birbirine yakin olanaklarla yetismis insanlarin birbirinden cok da farkli olmamasi gerekir. Bu yuzden insanlarin kendilerine guvenlerini yeniden kazanmalarinin onundeki bazi engelleri kaldirmak icin mucadele etmek gerekir. Bu o insanlarin tek baslarina altindan kalkabilecekleri bir sey degilse, topluca yapilmali bu mucadele, el ele vererek, gonul gonule vererekÉ

Yasam aslinda basittir.

Ancak dogru zamanda dogru yerde olmayi gerektirir.

* * *

 

Mutlu olmaya calisin

Mutluluk, sanildigi kadar zor olunabilen bir sey mi?

Tanimdan tanima fark var; ancak herkesin mutluluk sozcugunden kastettigi seyler arasinda ortak bir paydanin bulundugunu soylemek mumkun:

Kendini hosca hissetmek, kendinden ve yaptigi seyden memnun olmak. Yaptigi eylemin dogru olduguna inanmak. Icinin sevincle dolmasi, yasama biraz daha sikica baglanmakÉ

Ornekler cogaltilabilir; ama anladiniz degil mi, ortak paydadan ne kastedildigini?

Mutlulugun yasama bakis perspektifleriyle cok yakindan ilgisi vardir. Sizin koordinatlariniz bir baskasinin koordinatlariyla ayni olmayabilir tabii ki. Ancak yasami algilayis temelinde ÒolumluÓ duzlemlerdeyseniz, mutlu olmamaniz icin hicbir neden yok.

Amaciniz, mutlu olmaniz icin cok onemli. Kucuk amaclar pesindeyseniz, cok cabuk mutlu olabilirsiniz; ama kisa surer bu duygunuz. Surekli mutluluk, buyuk isler pesinde olmaniza baglidir biraz da. Bundan kastedilen, tabii ki holding kurma veya cumhurbaskani olma amacini tasimaniz degil. uzun vadeli bir program dahilinde yapacaginiz ve gercekten sizin emeginiz uzerine yukselecek bir sey, soylenmek istenilen.

Her ayrintisini ince ince isleyip yasama gecirmek icin zorluklara katlanmaniz, o amaca varmak icin bazi keyiflerinizden vazgecmeniz, zaman zaman size aci da verse daima basladiginiz isi basaracaginizi dusunerek hareket etmeniz, baslarken de yaptiginiz isin dogru olduguna inanmaniz, sizi adim adim mutluluga goturecektir.

Tabii, bunun icin bir on sart bulunmakta: Yaptiginiz is mutlaka ama mutlaka sizin disinizda bir kisiye yarar saglamalidir. Hatta yalnizca o kisi ya da kisilere yarar saglarsa, mutlulugunuz o oranda artacaktir.

Mutsuzluk sisteminizin calismasina asla izin vermeyin

Kendinizi mutsuzluk ureten bir sistemin icine hapsetmeyin. Sorunlarla karsilastiginizda sakin olmaya calisin. Sorunu tam olarak kavramak icin caba harcayin. Bu uzun surebilir. Ancak tanimlanmamis hastalik, en basit bile olsa, en tehlikeli hastaliktir.

Sorunu kavradiginizi hissediyorsaniz, sorunu cozmek icin neler yapabileceginizi dusunmeye baslayin. Bu kisimda cok dikkatli olmaniz gerekiyor. Atacaginiz her adim, sizi baglayacaktir.

Geri donusu olan, ancak size cokca zaman kaybettiren seyler yapmaktan kacinin.

Deyim yerindeyse, bin kere olcup bir kere bicin. Bu olayi herkesin yararina nasil cozerim, diye dusunmeye calisin. Kendi yarariniza cozme girisimlerinden uzak durun. Bu kolay bir yoldur, ancak sizi mutlu etmez. Sorunu butunsel bir bicimde ve ilgili taraflari tatmin edecek yonde sona erdirmekte yarar var. Cozumunuzden mutlu olan insanlar sizi de mutlu edecektir. Hem de cok.

Mutluluk cok uzaklarda degil, bunu cok iyi bilin. Etrafinizdaki her seyin icinde gizli. Onu bulup cikarmak, sizin elinizde. Olaylara hep olumsuz yonleriyle bakiyorsaniz ve sorunlarla karsilasinca surekli olarak feveran edip aglamaktan baska bir sey yapmiyorsaniz, nasil mutlu olabilirsiniz ki?

Siki durun. Yasam bosluk kaldirmaz. Sizin iradi olarak doldurmadiginiz bosluklari, yasam kendi istedigi bicimde doldurur. Yani yeni sorunlarlaÉ Bu da size pahaliya patlar. Bir sorunu cozmekten kacinmaniz, size on yeni sorun cikarir.

Yasami ciddiye alin. Yoksa suruklenirsiniz. Yasami bir sel gibi dusunun. Yagmur yagmaya basladiginda esiginizin yuksek olup olmadigini kontrol edin. Eger degilse, aninda onlem alin. umursamazsaniz, evinizi su basar. Esikle ugrasmadiginiz icin, evinizden olabilirsiniz. Sizce de cok agir bir bedel degil mi?

Evet, ozetlemek gerekirse, sorunlarinizi cozmeden mutlu olamazsiniz. Bu bir.

Sorunlari yalnizca kendi hesabiniza cozerseniz, sorun devam ediyor demektir. Bu da iki.

Yasamda baskalari icin bir seyler yapmaya calisin. Bunun karsiligini beklemeyin. Cunku o zaten size sevgi, minnet, saygi olarak geri donecektir. Yani sizi mutlu edecek her sey olarak. Bu da uc.

Mutluluk sisteminizi calistirin

Her insanin bir mutluluk sistemi vardir. Onu nelerin mutlu edecegi bellidir. Sorun, o insanin bunlari bilmemesinde cikar. Kisi neden hoslandigini bilmelidir.

Kendinize sunlari sorun:

Ben bencil biri miyim?

Etrafimi kirip dokerek mi is yapiyorum? Insanlar benimle olmaktan mutlu oluyor mu?

Konusurken beni can kulagiyla mi dinliyorlar, yoksa ayip olmasin diye mi?

Sozcuklerim insanlarin kolaylikla anlayabilecegi kadar basit ve yalin mi?

Soylediklerim dogru anlasiliyor mu?

Konusurken kullandigim cumleler insana guc asiliyor mu?

Direnis duygusu yaratiyor mu?

Onlarin insancil duygularini harekete geciriyor mu?

Onlarin icini kipirdatiyor mu?

Evet bu sorulari yanitlayin ve sikca da sorunÉ

Yasarken iciniz icinize sigmiyorsa, bu duyguyu ustalikla kullanin. Basarmak icin bu cok onemli bir duygu. uyusukluk, insanin en kotu arkadasidir. Insani yasamdan koparan, pasifize eden, yasam damarlarini tikayan bir arkadas.

Saatlerinizin cogunu uyumaya degil, evde gecirmeye degil (kitap yazmiyor veya baska bir is yapmiyorsaniz), oturmaya degil, bir seyler yapmaya harcayinÉ

Mutluluk sisteminizi calistirmak, baskalari icin dusunmenizden gecer. Politika dusunun, ekonomi dusunun, arkadaslarinizin sorunlarina bir care bulup bulamayacaginizi dusunun. Dunya insanlari icin aslinda neyin yapilmasi gerektigini, ancak nelerin yapilmadigini dusunun. Oturup notlar cikarin. Dunya olcegindeki sorunlara cozumler uretmeye calisin.

Bunlar sizi sikiyorsa, yasama bakis acinizi yeniden gozden gecirin.

Siz bencil biri olabilirsiniz. Bu bencilligi asmak icin ozelestiri yapabilirsiniz. Sizi rahatlatacaktir.

Gecmisi cok sik animsamak da zararlidir, cok seyrek animsamak daÉ

Bir isi yapmadan once onun oncesini animsamakta, o zaman neler yapildgini bilmekte buyuk yarar var. Kendinizi, eger bulabilirseniz, bu bilgilerle donatin. ugrastiginiz sorunu alt edebilmek icin buyuk bir avantaj yakalarsiniz.

Sizi uzecek konulari ozellikle animsamaktan kacinin. Anilar cok ozel kisiler icin cok kolay kaybolmaz. Anneniz, babaniz veya cocugunuzu ya da cok sevdiginiz bir arkadasinizi kaybettiyseniz, onlari kolay unutmak mumkun degildir. Ancak bunu yerli yersiz yapmamalisiniz.

Bu anilar sizi bos kafayla yakalamaya calisir. ureten bir beynin bu anilara sikca dalmasi kolay degildir. Bu rahatsiz edici anilari olumlu bicimde kullanabilir ve kendinizce dersler cikarabilirsiniz.

Insanlarin olecegini unutmayin. Bir gun siz de oleceksiniz. Ve onemli olan, insanlarin olmesi degildir. Yasarken ne yaptiklaridir. Kaybettiklerinizin ne kadar olumlu veya olumsuz seyler yaptiklarini dusunebilirsiniz.

Bu, aglamaktan iyidir.


Tarih: 11:34, 24/2/2007 Kategori: Hayata Dair
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Eğlence ve Mutluluk...

Eglence, bir faaliyet suresince hissetigimiz seydir; mutluluk ise bir faaliyetin ardindan hissedilen duygudur. Daha derin, daha kalici bir histir. Lunaparka veya bir maca gitmek, sinema ya da televizyon seyretmek, eglence faaliyetleridir. Bu tip faaliyetler bizim rahatlamamizi, gecici bir sure icin problemlerimizi unutmamizi ve hatta belki de gulmemizi saglar fakat mutluluk getirmezler. Cunku bu fiillerin olumlu tesirleri, eglence bitince sona erer. Eger biz kendimizden memnun degilsek, hicbir zaman mutlu olamayiz.
Mutluluk bir tavir ve fikirdir. Zorluklarin ve huznun yer almadigi, eglenceli bir hayatin mutluluk demek olduguna inanan insanlarin, gercek mutlulugu yakalama sanslari oldukca dusuktur. Eger eglence ve haz mutlulukla esdeger olsaydi, aci da mutsuzlukla esdeger olurdu. Fakat aslina bakilirsa bunun tam tersi gecerlidir. Mutluluga sebep olan seyler iclerinde aciyi barindirirlar.

Tarih: 11:31, 24/2/2007 Kategori: Hayata Dair
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Erkeklerin yaşam süresi daha kısa...

Türkiye’de kadınlar erkeklerden daha uzun yaşıyor!

 

 

İSTANBUL - Sağlık Bakanlığı, 40 yaş üstü erkekleri özellikle koroner kalp hastalıkları başta olmak üzere, karşı karşıya oldukları sağlık riskleri konusunda uyardı.



Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, Türkiye’de, 40 yaş üstü erkeklerin yaşam sürelerinin, kadınlara oranla daha kısa olduğuna dikkat çekilerek, Türkiye’de erkeklerin karşılaştığı sağlık risklerinin başında koroner kalp hastalıklarının yer aldığı belirtildi.

Türkiye’de koroner kalp hastalıklarından ölüm oranının, tüm ölümler içinde yüzde 43 oranıyla ilk sırada yer aldığı vurgulanan açıklamada, bu ölümlerin önemli bir bölümünün ’41-58 yaş grubunda yer alan erkeklerde gerçekleştiği ifade edildi.

Koroner kalp hastalıklarının erkeklerde, kadınlara oranla daha erken yaşlarda görüldüğü belirtilen açıklamada, yüksek tansiyon, sigara ve alkol kullanımı, şişmanlık, hareketsiz yaşam tarzı, diyabet ve bilinçsiz beslenmenin, özellikle 40 yaş üstü erkeklerde, kalp-damarhastalıklarına yakalanma riskini artıran faktörlerin başında yer aldığı kaydedildi.

“YETERLİ VE DENGELİ BESLENİN”

Türkiye’de 40 yaş üstü erkeklerin yaklaşık yüzde 53’ünün sigara içtiğine dikkat çekilen açıklamada, alkol ve sigaradan uzak durulması tavsiye edildi. Açıklamada, alkolün, karaciğer ve yemek borusu kanserine, sigaranın ise akciğer, ağız boşluğu, yemek borusu, boyun, pankreas, mesane, böbrek, mide ve kan kanserlerine yol açtığı belirtildi.

Yeterli ve dengeli beslenmenin önemine de değinilen açıklamada,

40 yaş üstü erkeklere şu uyarılarda bulunuldu:


*Süt, peynir ve yoğurt, et, tavuk, yumurta, peynir ve kuru baklagiller, sebze ve meyve grubu ile tahıl grubuna giren ekmek, bulgur, makarna, pirinç, mısır ve tarhana düzenli olarak tüketilmeli.


*Yağlar konusunda ölçülü olunmalı ve doymamış yağlar tercih edilmeli.
*Günlük protein ihtiyacı hayvansal ve bitkisel kaynaklı gıdalardan dengeli olarak alınmalı.
*Besinler yoluyla alınan kolesterole dikkat edilmeli. Yüksek kolesterol içeren kırmızı et, sakatat gibi hayvansal gıdalar dengeli tüketilmeli.
*Kan kolesterolünü düşürücü etkisi olan sebze ve meyve gibi posalı besinler sıkça yenilmeli.
*Bunun yanında kuru baklagiller, yulaf, mercimek, mısır, buğday ve ekmek gibi posa yönünden zengin besinler beslenmede yer almalı.
*Fazla tüketildiğinde vücut ağırlığına neden olan şekerli içecek vetatlı tüketimi azaltılmalı.
*Ayrıca, aşırı alındığında yüksek tansiyona ve kemiklerde kalsiyum kaybına neden olabilen tuz tüketimine de dikkat edilmeli.

“FİZİKSEL AKTİVİTE ARTIRILMALI”

Vücut ağırlığının dengede tutulması ve fiziksel aktivitenin artırılması gerektiği ifade edilen açıklamada, vücut ağırlığının normalden az veya çok olması durumunda çeşitli sağlık sorunlarıyla karşılaşılabileceği belirtildi.

Açıklamada, yeterli ve dengeli beslenilmesi, hareketli bir yaşam sürülmesi, çok gerekmedikçe asansör ve yürüyen merdivenlerin kullanılmaması ve her gün en az 30-45 dakika yürüyüş yapılması tavsiye edildi.

ölüm riskini yaklaşık yüzde 1,6 azalttığı belirtildi

 

 

 

 

 

 

KADINLAR için erken menopoz yaşamı kısaltıyor

Menopoza erken giren kadınların ( 44 yaşından önce) çeşitli nedenlerle ölüm risklerinin, menopoza geç giren kadınlardan daha fazla olduğu saptandı.

 

 

İSTANBUL - Bilim adamlarının yaklaşık 40 yıldır üzerinde çalıştığı ve 20 bini aşkın kadını kapsayan araştırmanın sonuçlarının ilgi çekici olduğunu belirten Jinemed Sağlık Merkezleri’nden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Meriç Karacan, kadınların menopoza girdiği yaş ile ölüm yaşı arasında ilişki olduğunu söyledi.



Dr. Meriç Karacan, yapılan çalışmada menopoza her 3 yıl geç girişin ölüm riskini yaklaşık yüzde 1,6 kadar azalttığı belirterek, “Ölüm riskini arttıran en önemli neden menopoza erken girenlerde oluşan kalça kırıklarından doğan sorunlar gibi gözüküyordu. Ancak kalça kırığı sonrası uzun süre hareketsizlik kalp hastalıkları ve pıhtılaşma eğilimini artırıyor, bu da kadınların ölüm riskini yükseltiyor. Benzer olarak erken menopoza giren kadınlarda, kalp hastalıklarından ölüm riski de daha yüksek bulundu. Menopoz yaşı ile felç riski arasında herhangi bir ilişki kurulamadı. Sadece erken menopoza girenlerde meme kanseri riskinin daha düşük olduğu saptandı” dedi.

Ayrıca diğer çalışmalarda da erken menopoza girenlerde kemik erimesine ve kırıklara bağlı olarak idrar yolu ve solunum sistemi sorunlarına bağlı ölümlerin daha sık ortaya çıktığı bulundu.

Bu bilgiler ışığında özellikle 40 yaşın altında menopoza giren kadınlarda hormon tedavisi konusu tekrar gündeme geldi.

Erken yaşta menopoza giren kadınlar uzun süre östrojen hormonundan yoksun kalacakları için bu kadınların doktor kontrolünde östrojen kullanmalarının yararlı olacağı da vurgulandı


Tarih: 10:36, 24/2/2007 Kategori: Hayata Dair
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Şifalı Bitkiler, Baharatlar...

ŞİFALI BİTKİLER

Adamotu : Zehirli bir bitkidir. Ağrı kesici, yatıştırıcı, cinsel gücü arttırıcı etkileri vardır. Rast gele kullanıldığında zararlı olur.

Aslanağzı : Balgam söktürür. Bronşitte rahatlık verir

Ayrıkotu : Bitkinin etli kökleri çok eskiden beri üriner hastalıklarda kullanılan önemli bir halk ilacıdır. Kökler mesane ve böbrek iltihapları dahil, mesanedeki tas ve kumları düşürmek için kullanılan iyi bir idrar söktürücüdür.

Ahlat (Yabanarmudu) : Meyveleri ishal keser. Zehirli hayvan sokmalarinda, filizi ezilip yaraya sürülür.

Anason : Kullanilan kismi, meyvalari ve yapraklaridir. Meyveleri tamamen olgunlastiktan sonra toplanir ve gölgede kurutulur. Hazmi kolaylastirir. Istahsizligi giderir. Mide ve barsak gazlarini söktürür. Idrar artirir. Migren agrilarini keser. Astim, nefes darligi ve bronsitte görülen sikayetleri giderir. <******>

Ardıç : Kozalaklari mavimsi siyah renklidir. Yenir ve idrar söktürücü özelliktedir.

Badem : Aci bademin uçucu yagi, iyi bir koku ve tat giderici (balik yagina ilave edilir) ve hafif bir dezenfektandir. Badem tohumlari, badem surubu hazirlanmasinda kullanilir. Çocuklar için iyi bir müshildir. Kremlerin terkibine girer. Meyve kabugu halk arasinda bogaz agrilarina karsi kullanilmaktadir.

Baldıran (Ağuotu) : Nemli yerlerde yetişen, 1-2 metre boyunda zehirli bir bitkidir.Ev ilaçlarında kullanılmaz.Tıpta, özellikle dişçilik alanında kullanılır.Ağrı kesici, spazm giderici ve siyatik, tetanoz ile epilepsi hastalıklarinin tedavisinde kullanılır.

Bamya : Meyvesi beş bölmeli,tohumları yuvarlak ve yeşilimtrak gri renkte bir sebze. Faydalı bir sebzedir. Yaş veya kuru olarak sarf edilir. Konserveleri de yapılır. Meyveleri müsilajlıdır. Kabızlık tedavisi ve barsakların düzenli çalışması için faydalıdır.

Banotu : Yumuşak tüylü, otsu bir bitki. Gavur haşhaşı adıyla da bilinmektedir.Meyve çok tohumlu ve bir kapakla açılıp tohumlarını saçan bir kapsüldür.Altı türü vardır. (Siyah Banotu) ile (Mısır Banotu) tedavi sahasında kullanılır. Mısır Banotu Malatya civarında bulunmaktadır. Bilhassa alkaloit endüstrisi için önemlidir. Siyah Banotu hemen hemen bütün Anadolu ve Trakya'da bulunur. Meyvaları çanak yapraklar tarafından sarılan, kapak ile açılan bir kapsüldür. Bu kapsül içinde gri esmer renkli, üzerinde küçük çukurcuklar bulunan çok miktarda tohum bulunur.Bitkinin kullanılan kısmı; yaprakları, kökü ve tohumlarıdır. Yapraklar, bitki çiçekli iken toplanır ve kurutulur. Tohumlar tamamen olgunlaştıktan sonra alınır, güneşte ya da 40-50 derecelik fırınlarda kurutulur. Kuvvetli bir uyuşturucu ve ağrı kesicidir. Bazi müshillerin tesir edebilmesini kolaylaştırır. Bilmeden kullanıldığında zehirlenmelere sebeb olan bir bitkidir. <******>

Böğürtlen : Dikenli ve çalı görünümünde bir bitki. Ekilmemis yerlerde, çit, yol ve hendek kenarlarında çok bulunur.Meyva birçok meyvanın oluşturduğu bileşik küre biçimindedir. Kullanılan kısımları yaprakları ve çiçek tomurcuklarıdır. Yapraklar çiçek açmadan toplanır, gölgede kurutulur. Yapraklarda tanen ve organik asitler ihtiva eder. Hafif kabız edici özelliği olmakla beraber; diş etleri, bademcik ve boğaz iltihaplarinda, ishal ve basurda kullanılmaktadır.

Biberiye ( Kuşdili otu) : 1-2 m yüksekliğinde, kışın yapraklarını dökmeyen bir bitki.Kuşdili olarak da bilinir.Yapraklar ve çiçeklerinden uçucu yağ, tanen, acı maddeler, organik asitler ve glikozit elde edilir. Mide ve barsak uyarıcısı, idrar söktürücü ve safra artırıcı etkisi vardır. Uçucu yağ, uyarıcı olarak haricen kullanılır. Ayrıca hazımsızlığı giderir. Çarpıntıları keser, migreni keser.İdrar ve adet söktürür.

Ahududu : Kanı temizler, vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Terletir ve idrar söktürür. Kabızlığı giderir. Vücuda dinçlik verir.

Anason : Hazmı kolaylaştırır. İştahsızlığı ve yemeklere karşı duyulan tiksintiyi giderir. Mide ve bağırsak gazlarını söktürür. İdrarı arttırır. Öte yandan kusmayı ve ishali keser.

<******> Asma : Yaprakları ile yapılan ilaçlar kanamayı durdurur. Vücuda kuvvet verir. Sarılığı keser. İshali durdurur.

Ayva : İshal ve dizanteriyi keser. Mide ve bağırsakları kuvvetlendirir. İnce bağırsak iltihabını giderir. Kanı temizler. Çarpıntıyı dindirir.

Badem : Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Böbrek, mesane ve tenasül yollarındaki iltihapları giderir. Baş ağrısı, karaciğer ve böbrek ağrılarını hafifletir.

Bakla : İdrar yollarını temizler. Böbrek ağrılarını dindirir. Böbrek iltihaplarını giderir. Böbrek kum ve taşlarının düşürülmesine yardımcı olur.

Bezelye : Taze ve donmuş olarak kullanılabilen bezelye B1, C vitaminleri, protein, lif ve folik asit içerir. Sinir sisteminde sorunları olanlara tavsiye edilir.

Brokoli : Kansere karşı bizi koruyan ve ömrümüzü uzatan müthiş bir sebze. Çok miktarda kalsiyum içerdiği için kemik erimesine birebir. Mineral ve demir eksikliğini gideren brokoli, vitamin deposudur. Brokoli tutkunlarında ender olarak bağırsak ve akciğer kanseri görülür, kalp dolaşım hastalıklarına da pek fazla rastlanmaz. Kadınlarda göğüs kanserini önler. Göğüs kanserine ve spinabifida hastalığına karşı etkili. Brokoli bol miktarda, göğüs kanseri riskini azaltan 'indole' adlı bir madde içeriyor. İndole, göğüs kanserine neden olan östrojen bozukluklarını engelliyor. Ayrıca brokolinin diğer bir özelliği de, spinabifida hastalığını (doğuştan belkemiğinde son omurun kapanmamış olması) önlemesi. <******>

Buğday : Lifli gıdalar sağlıklı bir beslenmenin temelidir. Buğdayın dış kabuklarından elde edilen kepek de, genellikle mısır gevreği türü yiyeceklerle tüketilir. Kepekli buğday unundan yapılan kurabiye vb. bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar ve kabızlığı önler. Buğday tanesinin özü olağanüstü besleyicidir. Vücudun özümsediği kalsiyum, demir ve çinko burada depolanır. Besin değeri, potansiyel olarak yulaf ve mısırdan daha yüksek olan buğday, bağırsak ve rektum kanserini önleyici faktörler içerir. Ama, yulaf ve mısıra kıyasla sindirimi biraz daha zordur.

Ceviz : Yaprakları ve kabuklarıyla hazırlanan ilaçlar kanı temizler, kansızlığı giderir. İshal ve dizanteriyi keser. Verem ve şeker hastalığında hem besleyici, hem de tedavi edicidir. Saç ve elleri boyamakta da kullanılır. Bitki bilimcilere göre bol miktarda A, B1, B2, C, E ve K vitaminleri ile Chinon Juglon adlı aktif madde içeren cevizin hem içi, hem ağacının kabukları hem de yaprakları pek çok sağlık sorununa iyi geliyor. Her sabah kahvaltıda bir miktar ceviz içi yenmesinin zekayı geliştirdiğini belirten uzmanlar, yeşil ceviz meyvelerinin kabukları kaynatılarak içildiğinde erkeklerde cinsel gücü artırdığını belirtti. Vücudu besleyip güçlendiren cevizin yararlarından bazıları şöyle sıralanıyor: • Nasırlar üzerine konulan ceviz yağı zamanla bunların yok olmasını sağlar. • Taze dalların kabukları ve meyvelerinin kabukları ile karıştırılıp kaynatılarak elde edilen sıvı mideyi kuvvetlendirir. • Ceviz yapraklarından yapılan çay iştah açar, mideyi kuvvetlendirir, boğaz hastalıklarına iyi gelir. • Bir miktar ceviz yaprağı banyo suyuna karıştırılırsa cilt hastalıklarına iyi gelir. • Ceviz yaprakları pişirilerek çıbanların üzerine sarılırsa iyileşmesini sağlar. • Ceviz yağı yüz lekelerinin üzerine sürülüp masaj yapılırsa lekeler yok olur. <******>

Çamfıstığı : Bronşit, verem, akciğer hastalıklarının çabuk iyileşmesine yardımcı olur. Ruhi çöküntüyü giderir. Kalp hastalıklarında da faydalıdır.

Çemen : Balgam söktürür. Vücuda rahatlık verir.

Çilek : Körpe ve bol sulu çilekler sistemi temizliyor. Cilt sorunları olanlar için de iyi bir meyvedir. Böbrek, idrar yolları ve bağırsak sorunları için de birebirdir. Ayrıca diş etlerini güçlendiriyor, dişlerdeki tartarı önlüyor, ağız kokularını ve boğaz ağrılarını gideriyor. Çilekte yüksek oranda C vitamini bulunduğu gibi, yüksek tansiyon ve kolesterolü düşüren maddeler içeriyor. Çilek C vitamini ihtiyacını karşılar. Ayrıca bol miktarda potasyum içerir ve lifli besinler arasında önemli bir yer tutar. Diyabetli hastalar, çileğe şeker ilave etmemek şaartıyla bu meyveyi bol bol yiyebilirler.

Çörekotu : İştah açar. Vücuda kuvvet ve dinçlik verir. Hazmı kolaylaştırır. Mide ve bağırsak gazlarını söker. Koklanacak olursa baş ağrısını keser.

Defne : Terletir, ateşi düşürür. Vücuda rahatlık verir. İdrar ve adet söktürür. İştah açar. Sinir ağrılarını dindirir

<******> Deniz Kadayıfı : Solunum ve hazım sistemi nezlelerini giderir. Vücudu besleyici olarak da kullanılır.

Deniz Yosunu : Metabolizmanın işleyişini hızlandırıyor. Troid hormonundaki dengesizlikleri engellen maddelir içeren su yosunu, metabolizmayı hızlandırıyor. Ayrıca, B vitamini, kalsiyum ve çinko içeren yosun; deriye, tırnaklara ve saça karşı etkili.

Devedikeni : Ateş düşürür. Terletir ve vücuda rahatlık verir.

Domates : Kanserden koruyucu ve yaşlanmayı zihinsel ve bedensel olarak yavaşlatıcı bir sebze. C ve E vitaminleri içerir. Domates zengin bir potasyum kaynağıdır ve çok az miktarda tuz bulunur. Yüksek kan basıncını düşürmeye yardımcı olur ve vücudun su tutmasını engeller. Kalp hastalıklarına ve prostat kanserine karşı etkili. 'Beta karotin'e yakın olan likopen içeriyor. Likopen vücudu kalp hastalıklarına karşı koruyan maddeler arasında yer alıyor. Araştırmalar domatesin prostat kanseri riskini azalttığını gösterdi. Haftada en az iki kez domates yiyen erkeklerin, diğerlerine oranla prostat kanserine yakalanma riskleri az

Dut : Beyaz dut yaprakları idrar söktürür. Vücutta biriken suyu boşaltır. Aç karnına yenen beyaz dut bağırsak solucanlarını söktürür.

<******> Ebegümeci : Göğsü yumuşatır. Öksürük keser. Mide bulantısı ve kusmaları önler. Ateşi düşürüp vücuda rahatlık verir. Boğaz ve bademcik iltihaplarını giderir. Dişeti hastalıklarını tedavi eder.

Elma : Günde bir elma yemek doktoru evinizden uzak tutar. İki elma yerseniz, kalp ve dolaşım sorunlarına karşı korunmuş olursunuz. Kolesterolü yok eder ve kabızlığı önler. Sindirimi kolaylaştırır. Kokusu rahatlatır ve kan basıncını düşürür. Artrit, romatizma ve gut hastalıklarına karşı da yararlıdır.

Enginar : Kandaki üre ve kolesterolü düşürür. İdrar söktürür. Kandaki şeker miktarını ayarlar. Damar sertliği ve kalp hastalıklarını önler. Böbrekteki kumların dökülmesine yardımcı olur. Prostat, meme ve rahim ağzı kanserine karşı iyi gelir. Enginarın içinde bulunan Silymarin maddesinin, hücrelerin hasar görmesini engellediğine işaret eden araştırmacılar, ayrıca Silymarin maddesinin, prostat, meme ve rahim ağzı kanserini önleme konusunda da etkili olduğunu belirtti. Enginarın içinde, fiber, magnezyum, folate ve C vitamini bulunduğu, bu sebzeyi bol miktarda tüketenlerin, bulundukları yaşın daha altında gösterdikler.

Fesleğen : Öksürüğü keser. Baş dönmesini durdurur. Arı sokmasında faydalıdır. Ağız yaralarını tedavi eder. Fesleğen kokusu, sivrisinek ve tahtakurusu gibi haşaratları kaçırır.

<******> Fındık : Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Vücuda kuvvet verir. Nekahat devresinin çabuk geçmesini sağlar.

Gelincik : Nefes darlığı, astım ve bronşitte rahatlık verir. Kan tükürme ve kusmayı önler. Yanıkları iyileştirir.

Greyfurt : C vitamini bakımından çok zengindir. Yarım greyfurt günlük C vitamini ihtiyacının yüzde altmışını sağlar. Kolesterol oranını düşüren pektin maddesi bulunur. Kansere karşı koruyucu özellik taşır. İştah açar.

Hatmi : Ağız, boğaz ve dişeti iltihaplarını iyileştirir. Bağırsak iltihaplarını giderir.

Havuç : Haftada beş kere yendiği takdirde Harvard'ın araştırmalarına göre kadınlarda kalp enfarktüsünü, felç tehlikesini yüzde 68 oranında azaltıyor. Günde iki havucun erkeklerde kandaki kolesterolü yüzde 10 oranında azalttığı görülmüştür. Her gün yenen bir havuç da akciğer kanseri tehlikesini yarıya indiriyor. Havuçtaki Beta-Karotin de gözleri yaşlılığın getirdiği görme zayıflığından koruyor ve bağışıklık sistemini kuvvetlendiriyor. Mide ve bağırsak kanamalarını önler, kansızlığı giderir, anne sütünü arttırır, yüz ve boyun kırışıklıklarını giderir, idrar ve bağırsak gazlarını söktürür, ülserdeki şikayetleri giderir. Kansere karşı etkili olduğu gibi cildin kurumasını da engelliyor ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Beta karotin (kansere neden olan serbest radikallari durduruyor ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor) içeren havucun en büyük özelliklerinden biri içerdiği bu maddenin cildin kurumasını engelleyen A vitaminine dönüşebilmesi. <******>

Hurma : Kalbimizin yeni dostu bulundu: Hurma Bugüne dek kalp ve damar hastalıklarından korunmada elmanın sihirli gücü biliniyordu. İsrailli bilimadamları kalbin gerçek dostunun hurma olduğunu kanıtladı. İsrailli bilim adamları, hurmanın, kalp ve damar hastalıklarından korunmak için önerilen elmadan daha etkili olduğunu açıkladılar. İsrail'de yapılan bir araştırmada, elma ve hurmanın yararları karşılaştırıldı. Hurmanın lif, mineral ve fenol açısından zengin olduğunu söyleyen bilim adamları, elmada daha fazla bakır ve çinko bulunduğunu, buna karşılık hurmada sodyum, potasyum, magnezyum, kalsiyum ve demir miktarlarının elmadan iki kat fazla olduğunu belirttiler. Bilim adamları, düzenli yenilmesi halinde kalp ve damar hastalıkları riskini azaltan bu meyvelerin içindeki yararlı maddelerin daha çok kabuklarında bulunduğunu kaydettiler.

Isırgan : Dıştan tatbik edildiği zaman iç organlarda biriken kanı çeker. Burun kanamalarını keser. Balgam söktürür.

Ispanak : Kalp hastalıklarına, felce, yüksek tansiyona, yaşlılığın getirdiği göz hastalıklarına, kansere, hatta psişik rahatsızlıklara karşı da etkili bir sebze. Göz hastalıklarına ve derideki lekelenmelere karşı etkili. Ispanak içerdiği iki kimyasal madde sayesinde görme bozukluklarına karşı etkili. Haftada 6 kez ıspanak yiyenlerin yüzde 86 oranında yaşın ilerlemesiyle birlikte ortaya çıkan derideki lekelenmeler gibi bir sorunlarının olmayacağını gösteriyor. Ayrıca yaşla birlikte ortaya çıkan göz hastalıklarına karşı da etkili. Bir porsiyon ıspanak, günlük demir ihtiyacımızın onda birini karşılıyor. <******>

İncir : Bağırsakları yumuşatır. Kabızlığı giderir. Bronşit, öksürük ve boğaz ağrılarında faydalıdır. Enerji verir.

Karanfil : Mikropları öldürür. Ağrıları dindirir. Sinirleri uyarır. Hazmı kolaylaştırır. Koku giderir. İştah açar.

Kekik : Bedeni kuvvetlendirir. Hazmı kolaylaştırır. Kalp çarpıntısını keser. Bağırsak iltihaplarını iyileştirir. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardım eder. Kandaki şeker miktarını azaltır.

Kiraz : Aspirin yerine kiraz Kiraz yemek ağrıların dindirilmesinde aspirinden çok daha etkili oluyor. Michigan eyaletinde yaşayanlar, bu yörede çok yetiştiğinden, bol bol kiraz yiyorlar. Kimileri bu meyvenin gut ve mafsal iltihabından kaynaklanan ağrılara birebir olduğunu ileri sürüyor. Michigan Eyalet Üniversitesi'nden Muraleedharan Nair kirazda bulunan ve ''antosiyanin'' olarak bilinen kırmızı renkteki kimyasalların bu etkiyi yaratabileceğine dikkat çekiyor. Nair ve ekibi genelde uygulanana deneylerden yararlanarak söz konusu belişimlerin aspirin ve ibuprofen gibi ağrı kesicilerde bulunan enzimleri içerip içermediğini araştırdı. Ardından kimyasalların serbest radikallerin zararlı etkilerini yok edici özelliklerini inceleyerek bunları vitaminlerle karşılaştırdı. Sonuçta, 20 kirazda 12-25 miligram arasında antosiyanin bulunduğu ve bu maddenin ağrı kesici etkisinin aspirinden on kat daha fazla olduğu görüldü. Kirazda bulunan antosiyanin maddesinin E ve Ca vitaminlerine benzer antioksidan etkiler yarattığına da tanık olundu. Nair'e göre, günde 20 kiraz yemek bir aspirin almakla özdeş etki yaratıyor. Nair kirazdaki antosiyaninin tablete dönüştürülmesine çalışıyor. <******>

Kivi : Bir kivide, bir portakalda olan C vitamininin iki katı vardır. Potasyum bakımından da zengindirler. Sindirimi kolaylaştırır ve kabızlığı önler. Kuşburnu : Çok yoğun vitamin zenginliği nedeniyle gözlerin dostudur. Vücuda dirilik sağlar. 100 gram kuşburnunda bir sandık portakala eşdeğer C vitamini vardır. İyi bir raşitizm ilacı, etkin bir kan temizleyicisidir. Güçlü bir kurt düşürücü ve bağırsak yumuşatıcısıdır. Mide kramplarına ve sindirim sistemi zorluklarına karşı faydalıdır. Romatizma ağrılarını gideriyor. Basur tedavisinde iyi sonuç veriyor.

Kuşkonmaz : Hazımsızlığa karşı etkili. Antitoksit maddeler içeren bu sebze böbreği toksinlerden arıtıyor ve besinlerin hazmedilmesini kolaylaştırıyor

Lahana : Kansere karşı etkili olduğu bilinen sebzelerin başında gelir. Bol miktarda B, C ve E vitamini, potasyum içerir. Özellikle meme ve rahim kanserine karşı etkilidir. Vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Kandaki şeker miktarını düşürür. Sarılık ve safra kesesi hastalıkları için iyidir. Astıma faydalıdır. Bağırsak kanserine karşı etkili. Lahana kanser hücrelerinin üremesini engelleyen kimyasal bir madde (isotiocyanates) içeriyor. ABD'de yapılan bir araştırmaya göre, haftada bir gün lahana yiyenlerin bağırsak kanseri olma riskleri üçte iki oranında azalıyor.

Maydanoz : <******> Salata ve yemeklerin süsü maydanozun nerdeyse deva olmadığı dert yok gibi.. A ve C vitamini ile demir, kükürt, fosfos ve mangan elementleri deposu olan maydanoz sindirimi kolaylaştırıyor, böbrek taşlarını düşürüyor, görme gücünü ve anne sütünü artırıyor. Bir demir deposudur. Genellikle taze yenen maydanozda, kalsiyum, potasyum ve A vitamini vardır. Bir tutam maydanoz, günlük C vitamini ihtiyacının çoğunu karşılar. Böbrekleri çalıştırarak idrar getirir ve taşları düşürüyor , kan şekerini normal seviyede tutar ve kansere karşı da koruyucudur. Yatmadan evvel yenildiğinde sabahları tatlı bir nefesle uyanmamızı sağlar. Anne sütünü artırır. Vücuttaki zehirli maddeleri dışarı atar. Görme gücünü artıyor, kaynatılıp içiildiğinde ve cilde bu suyla pansuman yapıldığında sivilcelere iyi geliyor. Kaynatılan maydanozun suyu gözlere pansuman yapıldığında gözdeki iltihaplanmaları önlüyor ve yanmayı geçiriyor. Kaynatılıp sirke ile saçlar yıkandığında saçların uzaması ve kuvvetlenmesini sağlıyor..

Mantar : Bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Özellikle Çinliler'in ilaç niyetine yedikleri bu sebze, bünyeyi hastalıklara karşı koruyor ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor.

Marul : Kemik erimesine karşı etkili. Sütten bile daha fazla kalsiyum içeren bu sebze, kemikleri güçlendirmesi açısından bir numara. 100 gramında, küçük bir bardak sütün içinde bulunan kalsiyumdan daha fazlasına sahip. Bu miktar günlük kalsiyum ihtiyacının dörtte birine tekabül ediyor.

Melekotu : <******>
İşte tarihi günümüzden bin yıl öncesine kadar uzanan Binbir Gece Masalları'n ın gerçek öyküsü bu. Tatlı dilli ve sadık kalpli kadının,
Şehrazat' ın, dünyanın en acımasız kralı Şehriyar' ı sevgiyle değiştirdiği muhteşem masal...


Tarih: 10:19, 24/2/2007 Kategori: Hayata Dair
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Püf Noktaları...

  • 1. Hızlı kilo verip tekrar almak vücudunuzun zayıflamaya karşı direncini arttırır ve giderek kilo vermeniz zorlaşır. Metabolizma alt üst olur.
  • 2. Yapılan yeni araştırmalara göre meyve, sebze ve yeşil bitkileri bol yiyen kişilerin daha az kanser ve kalp hastalığına yakalandığı tespit edilmiştir.
  • 3. Hazırladığınız kekin üzerine eritilmiş çikolata dökeceğiniz zaman, çikolataya biraz tereyağı katın. sonucunda hem lezzet verir hem de çikolatayı yumuşatır.
  • 4. Duvarınıza çivi çakacağınız zaman işaretlediğiniz yerin üzerine çapraz bant yapıştırın. Çiviyi öyle çakın, böylece duvarın alçısını çatlatmamış olacaksınız.
  • 5. Kek kalıbınızın içine hamurunuzu dökmeden önce ortasına bir şerit alüminyum folyo koyun. Böylece kekinizi pişirdikten sonra kolayca çıkarabilirsinız.
  • 6. Bayatlamış ekmeklerin üzerine su serpin ve folyo kağıda sarıp 5-10 dakika fırınlayın. Böylece taptaze olacaktır. 
  • 7. Fırında patates yapmadan önce 10-15 dakika haşlayın ve çatalla delin. Böylece daha kolay pişecektir.
  • 8. Patlıcanları pişirmeden önce tuzlayın ve bir süre bekletin. Daha sonra soğuk sütten geçirin ve kurulayın. Patlıcanlar daha lezzetli olacaktır.
  • 9. Tart hamuru açarken hamurun sertleşmemesi ve kıvamının bozulmaması için; hamuru bir naylon poşete koyup merdane ile yuvarlayarak açın.
  • 10. Öğünler arasında acıktığınızda kuru erik yiyin. Kuru erik kan şekerinin düşmesini engeller. Ancak fazla abartmayın çünkü bir kuru erikte 8 kalori var.
  • 11. Evde pasta yaparken kullandığınız meyve ve şekerlemelerin dibe çökmesini istemiyorsanız pastanıza bir miktar mısır unu ilave edin. Meyveler pişerken suları yoğunlaşır ve dibe çökmezler.
  • 12. Patates pürenize değişik bir koku vermek istiyorsanız içine bir miktar hindistan cevizi atın. Tadının çok değiştiğini göreceksiniz.
  • 13. Meyveli kek yaparken, meyvelerin kekin dibine çökmemesi için meyveleri önce una yada nişastaya bulayıp bir süre bekletin ve ardından kek harcına katın.
  • 14. Kahvaltı ya da çay saati için hazırladığınız hamur kızartmalarının daha lezzetli olmasını istiyorsanız, hamura eklediğiniz kabartma tozuna biraz toz şeker katın.
  • 15. Satın aldığınız kır çiçeklerinin daha uzun süre dayanarak vazoda güzelliklerini korumasını istiyorsanız, suyuna birkaç damla çamaşır suyu koyun. Daha uzun ömürlü olacaklardır.
  • 16. Pamuklu giysilerinizin çekmemesi için ilk yıkamada bir gece soğuk suda bekletin, sonra yıkayın, çekmeyeceklerdir.
  • 17. Hamur işi ile uğraştığınız zaman mutfağınızın tezgahı kirlenir. İşiniz bitince tezgahı kolayca temizlemek için bir miktar tuz serpin ve nemli bir bezle silin. Böylece tezgahınız kolayca temizlenecektir.
  • 18. Duvar kağıtlarını yenilemek istediğinizde eski kağıtları çıkarmak her zaman sorun olur. Ilık su dolu bir kaba bir miktar bulaşık deterjanı dökün ve karışıma batırdığınız süngerle duvar kağıtlarını silin, kolayca çıkacaklardır.
  • 19. Tart hamuru hazırlanırken topak topak olursa 1 adet yumurtanın sarısını ekleyin ve iyice yoğurarak yumurtayı hamura yedirin.
  • 20. Evinizdeki menekşelerin daha çok çiçek vermesini istiyorsanız, toprağına yumurta kabukları karıştırın. Böylece menekşeleriniz daha sağlıklı ve daha güzel çiçekler açacaktır.
  • 21. Dirsek ve topuklarınızın sertleşmesini istemiyorsanız bir dilim limon ile ovun. Böylece yumuşacık olacaklardır.
  • 22. Etin yumuşak olması için haşlama suyuna limon suyu yada sirke katın. Ancak kızartacaksanız bir gece sirkeli ve sıvıyağlı sosun içinde bekletin. Sosun içine taze bitkilerden ince ince kıyarak lezzet katabilirsiniz. Ardından eti hiç yağ koymadan kızartın. 
  • 23. Satın aldığınız kahveyi taze saklamak istiyorsanız cam kavanoza boşaltıp içine iki adet kesme şeker atın. Ağzını sıkıca kapatın. Kahvenizin taze kaldığını göreceksiniz.
  • 24. Limondan daha fazla su elde etmek istiyorsanız, limonu yıkayıp kuruladıktan sonra çatalla bir kez delin, sonra suyunu sıkın.
  • 25. Satın aldığınız kiviler çok sert ve ham ise bir gece boyunca plastik bir torbada elma veya armutla saklayın.
  • 26. Eğer ayaklarınız çok ısınıp şişiyorsa onları saatlerce sıcak suda bekletmeyin, aksine kolonya ile ovalayın. Bilekleriniz ve ayaklarınız şişmeyecektir.
  • 27.  Kurabiyeleri sıcakken tepsiden çıkarırsanız tepsiye yapışmaz. Ancak sıcakken çıkartamadıysanız soğuduktan sonra 1-2 dakika tekrar ısıtıp çıkartın böylece kurabiyeler parçalanmaz.
  • 28. Eğer cildiniz kuru ise bir muzu ezin, içerisine bir çay kaşığı bal veya bademyağı karıştırıp yüzünüze sürün. Birkaç dakika bekleyip ılık su ile yıkayın.
  • 29. Kuru fasulyeleri dağılmadan pişirmek istiyorsanız tuzu ve salçayı ya da domatesleri fasulyeler yarı piştikten sonra koyun.
  • 30. Kızartma kokularının bütün eve yayılmaması için yağın içine bir iki dal maydanoz atın.
  • 31. Ekşi elma şeker hastaları için ideal bir meyvedir. 100 gramında 58 kalori bulunur. Kan yapıcı özelliğinden ötürü doktorlar tarafından büyüme çağındaki çocuklara ve hastalara önerilir. Hazmı kolaylaştırır, böbrekleri çalıştırır.
  • 32. Maydanozdan daha fazla yararlanmak için saplarını da kullanın. Maydanoz saplarını atmayıp iyice temizledikten sonra çorbalarda kullanabilirsiniz.
  • 33. Az miktarda yağ, süt, su vs. ısıtmanız gerektiğinde tencerenizi kirletmenize gerek yok. Bir kepçe yardımı ile bu işleri hemen yapabilirsiniz.
  • 34. Pilavın tane tane ve beyaz olmasını istiyorsanız içine 3-4 damla limon suyu koyun.
  • 35. Bir büyük soğanı dörde bölün ve orta boy bir bal kavanozuna koyup iyice karıştırın, 24 saat bekletin. Şurup haline geldiğinde soğuk algınlığı olan (öksüren) kişiye sabah, akşam bir yemek kaşığı verin. Soğanın içerdiği yağlar öksürüğü kesecektir.
  • 36. Uzun zaman kullanılan konserve açacakları artık işlevini görmüyorsa, bir gece sıvı yağda bekletin pasının gittiğini ve eski haline döndüğünü göreceksiniz.
  • 37. Mısırları haşlarken daha lezzetli olması için tencereye bir çay kaşığı şeker atın. ayrıca mısır kabuklarını yıkadıktan sonra onları da koyabilirsiniz.
  • 38. Kızartma yaptıktan sonra kokmasını istemiyorsanız, bir kapta sirkeli su kaynatın.
  • 39. Patlıcanları soyduktan sonra beklettiğinizde kararmasını önlemek için, bir süre limon suyu katılmış suda bekletin. Böylece hem renginin kararmasını hem de tadının acılaşmasını engellersiniz.
  • 40. Kuru fasulyeyi haşladığınız suyu dökmeyin, soğuduktan sonra bitkilerinizi sulayın. Bu bitkileriniz için çok yararlı ve sağlıklıdır.
  • 41. Nane çayı, mide gazını geçirerek, doluluk hissini ortadan kaldırır ve aynı zamanda hazmı kolaylaştırır midenin daha çabuk boşalmasını sağlar. Nane çayını, kuru naneyi sıcak suya atıp 10 dakika demleyerek elde edebilirsiniz.
  • 42. Tavuğun üzerine limon suyu sürer ve tuz serperseniz tavuğun nar gibi kızardığını görebilirsiniz.
  • 43. En iyi yemek, dibi kalın ve düz tencerede pişer.
  • 44. Salçanın kutusunu açtıktan sonra hemen küflenmemesi için üzerine sıvı yağ dökebilirsiniz.
  • 45. Kızartma yaparken yapın patlayıp sıçramaması için, bir tutam tuz atmanız yeterlidir.
  • 46. Romatizma ağrılarınız tuttuğu zaman sabahları kuru üzümün suyunu çıkarın ve bir bardak için. Çünkü üzüm suyu romatizmaya karşı doğal ilaçtır.
  • 47. Teflon tavalardaki lekeleri çıkarmak için, bir bardak suya 2 çorba kaşığı karbonat ve yarım su bardağı sirke karıştırın. Tavanın içinde bu suyu 10 dakika kaynatın.
  • 48. Paslanmaz çelik tencereniz matlaşırsa, biraz sirkeyi ateşe koyup ısıtın. Sonra yumuşak bir bezi ılık sirkeye batırarak iyice ovun. Sonra iyice durulayın.
  • 49. Yemeğe fazla tuz attıysanız tencerenin içine birkaç parça çiğ patates kabuğu atın, fazla tuzu çektiğini göreceksiniz.
  • 50. Etlerin daha lezzetli olması için bir kahve fincanı süt, bir kahve fincan zeytinyağı ve bir kahve fincanı soğan suyu karışımı ile ovun. 12 saat kadar buzdolabında bekletin.
  • 51. Buzdolabınızdaki kokuları gidermenin en iyi yolu bir kaba biraz süt koyup dolabın bir köşesine yerleştirmektir.
  • 52. Kalamarı kızartmadan önce süte batırırsanız daha yumuşak olur.
  • 53. Keki fırından çıktıktan sonra 15 dakika ıslak bir bez üzerinde bekletirseniz, bıçağı kekin çevresinde şöyle bir dolaştırdıktan sonra kalıbından kolayca çıkarabilirisiniz. Ancak kek hamurunu kalıba dökmeden önce kalıbı yağlamayı da unutmayın.
  • 54. Dondurulmuş gıdaları çözerken çabuk çözülsün diye sıcak bir ortama koymayın, bakteri ve mikrop üremesine neden olursunuz. en iyisi buzdolabının en alt rafına koyup ağır ağır çözdürmek.
  • 55. Bayat ekmekleri kare kare kesip kızarttıktan sonra kapaklı bir kavanoza koyup buzdolabında çorbalarınızda kullanmak üzere saklayabilirsiniz veya robotta öğütüp galeta unu niyetine de kullanabilirsiniz.
  • 56. Yoğurtlu çorbaya tuzu çorba piştikten sonra atın, yoksa yoğurt kesilir.
  • 57. Mikro dalga fırınlar zannedildiği gibi zararlı değildir aksine yemeklere zarar vermez. Yiyeceklerin vitamin değerlerini daha çok muhafaza eder. Yemekleri gereğinden çok ısıtıp bekletmek yüzünden oluşan bakterileri de engellemiş olur.
  • 58. Sebzeli güveç yaparken vitamin değerlerinin düşmemesi ve lezzetlerinin bozulmaması için sebzeleri çiğ olarak koyun.
  • 59. Yoğun tempo yüzünden kendinizi yorgun ve bitkin hissediyorsanız bol bol taze hurma yiyin.
  • 60. Meyvelerin arasına herhangi bir tür yapraklardan yerleştirirseniz meyveler uzun süre taze kalır.
  • 61. Hazırladığınız beşamel sosun ateşten alınmasına yakın içine çekilmiş ceviz , adaçayı yada nane atarsanız hoş lezzetler elde edersiniz.
  • 62. Toprak çömlek ve tencereler yeni alındıklarında küçük çatlaklar sebebiyle kırılma tehlikesiyle karşı karşıyadırlar. Bunun için kullanmadan önce 3/4'ünü sirkeli sıcak suyla doldurun 24 saat bekletin ve soğuk suyla yıkayın.
  • 63. Portakalları sıkmadan önce bir süre soğuk suda bekletirseniz daha fazla su verirler.
  • 64. Bir elmanın kabuğunu lahananın pişme suyuna katarsanız hem hazmı kolay olur hem de koku çabuk yok olur.
  • 65. Mart ayının ilk günlerinde bahçenizdeki gülün kökünün yanına yaklaşık 5 cm derinliğine bir diş sarmısak gömerseniz gülü yaz boyunca zararlı böceklerden korursunuz.
  • 66. Şömine yada barbekü küllerini bahçenizde gübre olarak kullanabilirsiniz, üstelik bu çok faydalı.
  • 67. Peynir kesmeden önce bıçağı soğuk suya tutarsanız hem peyniri daha kolay kesersiniz hem de bıçağınız daha kolay temizlenir.
  • 68. Balık kızartma yağının içine kırmızı biber serperseniz bu balığa değişik bir lezzet verir ve ayrıca balığın rengi çok güzel ve parlak olur.
  • 69. Patatesleri soymadan önce 10 dakika kadar sıcak suya koyar sonra soyarsanız zorlanmadığınızı göreceksiniz.
  • 70. Meyve salatası yaptığınızda eğer servis için daha vakit varsa meyvelerin kararmaması için üzerlerine limon dilimleri koyun. servis ederken dilimleri alabilirsiniz.
  • 71. Tereyağı donduysa sıcak bir kaba koyarsanız yumuşar.


Tarih: 10:06, 24/2/2007 Kategori: Hayata Dair
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

<- | Sonraki Sayfa ->