Hayata dair herşey..

Tanım

Tıpkı şairin dediği gibi; Hayatı erteleme lüksümüz yok...


Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* Arkadaşlarım

Kategoriler


Oyuncaklar Çocuklarımızın Kişiliğini Etkiliyor...

Çocukların vazgeçemediği oyuncakların, çocuk kişiliğini önemli ölçüde etkilediğini belirten Psikoloji Danışmanı Eylem Küçük, “Çocuklara çok oyuncak alınması yerine, gözlem ve keşif yeteneğini arttıran oyuncaklar alınmalıdır” dedi.
       
GELİŞİ GÜZEL OYUNCAK TERCİHİ
       Çocukların yaşamında ruh ve beden sağlığı açısından, oyun ve oyuncaklarının çok önemli bir yer tuttuğunu belirten Küçük, şöyle konuştu: “Günümüzde yapılan bilimsel çalışmalarla, çocukların zeka gelişimi konusunda ilk 3 yaştaki gelişmenin önemi ortaya konmuştur. Oyuncakların, sadece çocukları oyalamadığı, aynı zamanda zihinsel fonksiyonlarını da geliştirdiği bir gerçektir. Ancak bazı aileler sadece çocukları mutlu edebilmek için gelişi güzel oyuncak tercihi yapmaktadır. Çocuklara çok oyuncak alınması yerine, gözlem ve keşif yeteneğini artıran oyuncak alınmalıdır. Bununla birlikte, beden gelişimini sağlayan yaşlara göre oyuncaklar öncelikli tercih edilmelidir.”
       Oyuncakların anne ve babanın verdiği eğitime göre çocukta farklı psikoloji yaratabildiğine dikkati çeken Küçük, şöyle devam etti: “Çocuklar, oyuncakları ile oynarken, problemleri çözmesini öğrenirler, kendi bedenlerini daha iyi tanırlar. Yaratıcılıkları gelişir ve liderlik yeteneklerini kazanırlar. Çocuklar, sahip oldukları sınırsız enerji ve hayal gücünü, uygun oyuncaklarla birleştirdiklerinde, gelişimleri duraksamayan bir eylem olarak sürer.”
       
UZMANLARCA ÖNERİLMİŞ OYUNCAKLAR
       Eylem Küçük, oyuncak alırken, öncelikle konunun uzmanlarınca önerilmiş ve hangi yaş grupları için uygun olduğu belirlenmiş oyuncakların tercih edilmesi gerektiğini ifade etti. Küçük, boyutları kısa, plastik düğmeleri olan, yerinden kolayca kopabilecek, göz, tekerlek veya benzeri parçaları olan oyuncakların, kolayca yutulabileceklerinden belli bir yaş grubu öncesi tehlike yaratabildiğini bildirdi. Ailelerin çocuklarına paylaşımı arttırıcı oyun ve oyuncak tavsiyelerinde bulunmasının önemli olduğunu vurgulayan Eylem Küçük, çocukların seçtiği oyuncakların, yaşına göre belirli bir özellik taşıması gerektiğini, oyuncakların yüzeylerinin düzgün, kolay temizlenebilir olmasına dikkat edilmesini istedi.
       
YAŞA GÖRE OYUNCAK SEÇİMİ
       Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Selahattin Şenol çocuğun oyuncağını seçerken ailenin kendi istek ve beğenilerinin yerine, çocuğun yaşını ve gereksinimlerini göz önünde bulundurmanın yanısıra, çocuğun da fikrinin alınmasını öneriyor.
* Altı aylıktan küçük bir çocuk ses, şekil ve renklere karşı duyarlı olduğundan bu dönemde görsel ve işitsel duyulara yönelen hareketli oyuncaklar onun dikkatini çeker ve neşelendirir. Yatağın üzerine asılabilen, sallanınca ses çıkaran renkli objeler ve çıngırak bu dönemin vazgeçilmez oyuncaklarıdır. Oturmaya başladığı yedinci aydan itibaren çocuk uzanabildiği herşeyi yakalamaya, yakaladığı her şeyi de ağzına götürmeye çalışır. En çok hoşlandığı şeyler bir elinden diğerine kolayca geçirebildiği renkli halkalar, avuçlayabildiği plastik küpler, kemirebildiği kauçuk nesneler, hırpalandığı zaman bozulmayan yumuşak bebek ve hayvancıklardır. Tutunarak da olsa ayağa kalkabildiğinde eline geçen şeyleri yere atmaktan zevk aldığından, zıplayan, yere düşünce ses çıkaran oyuncaklar ilgi odağıdır. Boy boy renkli toplar, içiçe geçebilen kutular bu dönemin oyuncaklarıdır.
* Artık evin içinde rahatça dolaşabilen çocuk, üstüne binip oturabileceği büyük hayvan türü oyuncakları, küçük sandık, sepet ve tabureleri seçer.
* İki yaşında bütünü parçalara ayırmak , kutuyu doldurup boşaltmak, kule ve köprü yapmaktan zevk alan çocuğun ilgisini çeken diğer oyuncaklar arasında mutfak eşyaları, farklı boyutlardaki plastik parçalar, saçları ve elbiseleri olan bebekler ve arabalar yer alır. Sonraki dönemlerde anne babasını taklit etmeye başlayan çocuk için minyatür marangoz ya da mutfak setleri gözde oyuncaklardır. Oda takımları, kova-kürek gibi oyuncaklar da ilgi çekicidir.
* Üç yaşından sonra üç tekerlekli bisiklet en çok sevilen oyuncak iken, yaratıcılığını keşfetmeye başlayan çocuk tahta blokları ile büyük parçalardan oluşan plastik parçalarla çeşitli şekiller oluşturmaktan büyük zevk alır. Kum, oyun hamuru gibi şekil verebileceği, el becerisini geliştirmek yanında hayallerini gerçekleştirebileceği oyuncaklar bu dönemden sonra en sık oynanan oyuncaklardır.
* 3-5 yaşları arasında fantazi ve keşfetmeye (evcilik, okul oyunları ile bebekler, mutfak ve doktor muayene aletleri), dil gelişimine (renkli tuşları olan piyano, müzik ve öykü kasetleri ile kuklalar gibi) ve aritmetiğe hazırlamaya (resim ve sayı eşleme oyunları; domino, kızma birader ve sayı kartları) yönelik oyuncaklar.
* 6-8 yaşları arasında toplumsal gelişim ve işbirliği ile ilgili (top, seksek, dama, minyatür arabalar), bilişsel beceriler ve algısal hareket becerilerini sağlayan (maketler, yap-boz oyunları) ve yaratıcı anlatım oyuncakları (parmak boyası, kağıt hamuru, karakalem-suluboya ya da pastel boyalarla resimler, oyun hamurları, sessiz sinema gibi oyunlar),
* 9-11 yaşları arasında sorun çözme yetenekleri (karmaşık masa üstü oyunları ve video oyunları), ince-ayrıntılı hareket becerileri (küçük parçalı, karmaşık yap-boz oyunları, üç boyutlu model uçaklar, uzaktan kumandalı araçlar, kumaş boyama, ağaç işleme ve akvaryum bakımı) ve stratejik yeteneklere yönelik oyun ve oyuncaklar (sözcük türetme, monopol,tenis,ping-pong ve atari gibi),
* 12 yaşın üzerinde de soyut düşünme ve akıl yürütmeye yönelik oyun ve oyuncaklar (basit mikroskop ya da teleskop, kimya ya da elektronik setleri gibi) ile bağımsız yaşam becerileri kazanmaya yönelik (yürüyüş, bisiklete binme ve kamplar gibi)
oyun ve oyuncaklar önerilir.


Tarih: 11:37, 24/2/2007 Kategori: Aile ve Yasam
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Elimizin Altındaki Basit Mucizeler...


Merhabalar.

 

Dogal terapiler uzmani olarak hepimizin gunluk
yasantisinda karsilastigi stres, yorgunluk, beden agrilari konusunda
hepimizin kolaylikla uygulayabilecegi bir takim basit ama cok etkili
bilgileri sizlerle paylasmak istiyorum. Herhangi bir programa gerek duymadan
istediginiz zaman, istediginiz yerde bunlari uygulayabilir ve cok olumlu
sonuclar alabilirsizniz.

*Tuzlu Su Mucizesi: *

* *

Denize girdikten sonraki dinlenmislik ve arinmislik halini hepimiz
biliriz. Havuza girdigimizde ise bunu hissetmeyiz. Sebebi sudaki tuzdur.
Tuzlu su bedende birikmis negatif elektrigi, iletkenligi sayesinde sizden
alir goturur.

Sizler de aksam eve geldiginizde butun gunun uzerinizde bıraktigi agir
etkiler ve stresten kurtulmak için yada toplantı, sınav gibi üzerinizde
gerilim yaratan durumlardan once ellerinizi bir miktar (1 litre suya iki
corba kasigi tuz yeterli) tuzlu suyla yıkadiginizda bu birikmis olan negatif <******>
elektrikten kurtulur ve arinirsiniz. Benim uyguladigim yontem, her aksam eve
geldigimde ellerimi sabunlamadan once, ellerimi, banyomda lavabo basinda
hazirlayip biraktigim bir miktar tuzlu su ile yıkamak oluyor. Belirtmeliyim
ki reiki ve sifa ile ugrasan dostlarim da seans oncesi ve sonrasi bunu
uygulamalari kendilerini ve uygulaticiyi korumada buyuk yarar sagliyor. Dus
alirken de arada tuzlu suyu basınızdan asagiya dokerseniz tam ve net
sonuclar alirsiniz. Is donusu ayaklarinizi tuzlu suyla yikamak tahmin
ettiginizin otesinde bir yarar saglar.

*Kulak Masaji: *

Kulak ceninin ana rahmindeki durusunun sematik olarak aynisidir. Ve tum
akupunktur noktalari kulak uzerinde bu esasa gore yer almistir. Simdii...
basiniz, boynunuz, beliniz, sirtiniz, bacaklariniz, kalcaniz, ayaklariniz,
omzunuz agridiginda yapacaginiz tek sey kulaklariniza masaj yapmak.

Kulaginizi bas ve isaret parmaklarinizin arasına alarak kulak kepcesinden
baslayarak, dayanabildiginiz kadar guclu ve sikarak masaj yapin. Ilk anda
bazi noktalar aciyacaktir (bunlar bedendeki agriyan bolgelerin kulaktaki
refleks noktalaridir). Kisa bir sure sonra bu agrilar kaybolacaktir. 2 -3
dakika bu masaji yapmaniz yeterli olur. Isterseniz uzatabilirsiniz de. Zaten
masajin sonuna dogru bedeninize bir sicakligin yayildigini hissedeceksiniz.
Bunun ardindan agrilarinizin azaldigini ve kayboldugunu da... Hic bir yan
etkisi olmayan bu uygulamayi her zaman her yerde kendinize ve agrisi olan
yakinlariniza uygulayabilirsiniz. Yoruldugunuzda, uzun otobus yada araba
yolculuklarinda oturmaktan agrilara maruz kaldiginizda, cok usudugunuzde ve
bedeninizi dengeye kavusturmak icin mucize benzeri bu uygulamayi
kullanabilirsiniz. – dort tane agri kesici aldim. hala agriyor diyerek bas
agrisindan kivranan taksi soforunun ona yaptigim iki dakikalik kulak
masajinin ardindan yasadigi mutlu saskinlikla benden ucret almadan <******>
tesekkurlerle ugurladigini hala hatirliyorum. Onemli olan kulagin her
noktasina dokunun. Kulaginiz size hemen yanit verecektir. Kulaklar bedeni
hisseder, görür ve duyar. Siz de sefkatli ellerinizi esirgemeyin.

*Vizyon Calismasi:*


* *

Gozlerinizi kapatin yada kapatmayin fark etmez. Cesitli
goruntulerle kendinizi temizlediginizi, muspet enerjilerle doldugunuzu
dusleyin. Beyin hayal gucuyle gercegi ayird etmez. Bunlara tepki verir.
Tipki kabuslardan nefes nefese yada aglayarak uyanmamiz gibi. Ben bu
vizyonlarda kendimi tropik bir adada agaclarin cevreledigi, dibi gorunen
berrak bir suya sahip olan guvenli bir gole daldigimı dusunurum. Suyun
icinde yuzdugumu ferahlatici hissi olan suyu teneffus ettigimi ve bu suyun
butun hucrelerimin icinden gectigini ve gecerken bedenimdeki butun
kirliligi, tortulari ve negatif birikintileri alip goturdugunu duslerim.
Temizlendigimi ve arindigimi hissederim. Siz de kendinize ait vizyonlarinizi
olusturun. Kural yok, belli sekiller yok, ozgursunuz. Bilin ki bedeniniz ve
beyniniz buna tepki verecektir. Bunu siklikla yapin ve inanin.

Problemlerinize odaklanmak yerine icinizdeki o muazzam sifaya odaklanin.
Sizi her an yakalanabileceginiz amansiz hastaliklardan koruyan tibbin care
bulamadigi kadar guclu ve karmasik hastaliklardan daha guclu oldugu icin
sizi koruyan sifayi dusunun. Ve ona tesekkur edin.

Her sabah yuzunuzu (soguk) suyla yikayin. Zira soguk su termoterapi
etkisiyle yuzde kan hareketini hizlandirir. Bu sayede yuz sislikleri ortadan
kalkar. Bu arada bayanlar bicakla ikiye kestikleri ve buzlukta beklettikleri <******>
salataligi her sabah yuzlerine surerek dogal bir bakim ve lifting
uygulayabilirler.


Tarih: 11:26, 24/2/2007 Kategori: Aile ve Yasam
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Cildiniz İçin Doğa Mucizeleri...

 İnce Kırışıklarınız Varsa...
Neler yemeli: Somon, sardalya, uskumru, ringa balığı
Nasıl Etkiliyor: Bu balıklar doymamış yağ asitlerinden omega 3 ile yüklü. "The Beautiful Skin Diet" (Güzel Cilt İçin Diyet) adlı kitabın yazarı Richard Asarch'a göre; bu besinler damar içindeki iltihaplanmayı azaltıyor ve kan dolaşımını hızlandırıyor. Bu da cilde sağlıklı bir akış kazandırıyor ve uzun vadede kırışıklık oluşumunu engelliyor. Amerikan Gıda Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmaya göre; erken yaşta diğerlerine göre daha fazla balık ve sebze yiyen kişilerde ileri yaşlarda daha az kırışık oluştuğu gözlenmiş. Bunun sebebi kırmızı ette ve işlenmiş gıdalarda bulunan omega 6'nın olumsuz etkilerini omega 3'ün azaltması. Son araştırmalar özellikle günümüz beslenme alışkanlıklarında omega3'ün yetersiz alındığını buna karşın omega 6'yı gerektiğinden fazla tükettiğimizi gösteriyor. Önemli olan ikisini dengeli bir şekilde almak. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre minimum 5, maksimum 10 gr omega 6 yağ asidine karşılık, 1 gr omega 3 yağ asidi alınmasıyla bu dengenin sağlanacağı öngörülüyor. <******>

Cildiniz Pürüzlüyse
Neler yemeli: Turuncu, kırmızı veya yeşil sebze ve meyveler. Havuç, domates, ıspanak, patates, bezelye, böğürtlen, şeftali.
Nasıl Etkiliyor: Meyve ve sebzelere renk veren betakarotendir. Betakaroten vücutta A vitaminine dönüşen en güçlü antioksidandır. A vitamininin bütün fonksiyonlarının yanı sıra serbest radikalleri etkisiz hale getirir. Kırışık oluşumunu ve yaşlanmayı geciktirir. Ayrıca hücreleri yeniler ve cildinizin daha pürüzsüz görünmesini sağlar. Cildinize taze bir görünüm kazandırır ve herhangi bir hasara ya da sivilce oluşumuna karşı cildi daha da kuvvetlendirir. Cildi güneşin zararlı etkilerinden ve cilt kanserinden korur. Bu yüzdendir ki cilt için iyi gelen ürünlerin ana maddesi olan retinoik asit de A vitamininden elde edilir.

Dişleriniz Sağlıksızsa...
Neler yemeli: Süt (kaymağı alınmış), yağsız yoğurt, yağsız peynir
Nasıl Etkiliyor: Bu gıdaların ortak içerikleri kalsiyum. Kalsiyum erken yaşlarda diş minelerini güçlendirir, çürümeleri önler. Araştırmalar yeterince kalsiyum alan insanların dişeti hastalıklarına daha az rastlandığını gösteriyor. Unutmayın, mutlu bir gülümsemenin sırrı kalsiyumda!

Saçlarınız
<******> Güçsüzse, Tırnaklarınız Kırılıyorsa...
Neler yemeli: Öğütülmemiş tahıl, dana eti, istiridye.   Nasıl Etkiliyor: Bunlar çinko ve demir bakımından zengin gıdalardır. Çinko cilt güzelliğinde anahtar bir rol oynar. A vitaminin fonksiyonlarına etki eder. Deri hücrelerinin çoğalmasını, yağ bezlerinin çalışmasını arttırır. Kolajen dokuya etki eder. Böylece hem cildimizin sağlığının korunmasına hem de yanık vs. nedenlerle oluşan kayıpların tamir edilmesine yardımcı olur. Yale Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Dermatolog David Lefell çinko ve demirin kıl foliküllerinin oluşmasında etkili olduğunu söylüyor. Özellikle demir eksikliği saç dökülmesini tetikliyor. Çinko ve demir tırnakların da daha güçlü olmasını sağlıyor. Bazı durumlarda demir eksikliği tırnakların kırılmasına ve kaşık şekline dönüşmesine sebep oluyor.
 

Cildiniz Sürekli Kuruyorsa...
Neler yemeli: Biotin (yumurta sarısı, karaciğer, süt, çinko), folik asit (mercimek, ıspanak, fasulye, yer fıstığı), omega 3 yağ asitleri (somon, sardalya, uskumru, ringa balığı)
Nasıl Etkiliyor: Özellikle kış aylarında cildin kuruluğu çok artar. Çevresel nem oranlarının azalması ve soğuk hava ciltte nem kaybına yol açarak kuruluk problemi oluşturur veya artmasını sağlar. Kuruluk en sık kol ve bacaklarda görülür. Anadolu Sağlık Merkezi'nden Dermatolog Dr. Esra Özgüroğlu her banyo sonrası özellikle cildi çok kurumadan etkin vücut nemlendiricileri uygulamayı tavsiye ediyor. Bol su içmek ve biotin, çinko, folik asit, omega 3 yağ asitleri yönünden zengin besinler tüketmek cilt kuruluğunu engelliyor.

<******> Gözaltınızda
Koyu Halkalar Oluşuyorsa...
Neler yemeli: Kızılcık suyu, tahıllar, somon, ceviz, maydanoz, kereviz.
Nasıl Etkiliyor?: "Bana Ne Yediğini Söyle" kitabının yazarı Doktor Gillian McKeith'e göre; göz altında oluşan koyu halkalar besin alerjisi ya da böbrek enerjisi düşüklüğünün göstergesi olabilir. Bunu engellemek için Doktor McKeith, yiyecekleri dönüşümlü olarak yemeyi tavsiye ediyor. Yani her gün farklı ve çeşitli yiyecekler tüketmek gerekiyor. Bir hafta boyunca günde iki bardak kızılcık suyu için. Ayrıca tahıllar, bakliyatlar, somon, ceviz, maydanoz ve kereviz gibi gıdalar tüketerek böbreklerinizi canlandırabilirsiniz.

Tarih: 11:23, 24/2/2007 Kategori: Aile ve Yasam
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Öğle yemeğinde ekmek yiyin

 

Öğle yemeğinde ekmek yiyin
Diyet uzmanı Dilara Koçak'a göre, öğle yemeğinde yenilen 2 dilim tam tahıllı ekmek, akşamüstü yaşanacak tatlı krizini önlüyor


DENGELİ karbonhidrat alımının şişmanlığı önlediğini belirten beslenme ve diyet uzmanı Dilara Koçak, "Öğle yemeğinde yenen 2 dilim tam tahıl ekmeği, öğleden sonra yaşanan tatlı krizini önler" dedi. Diyet uzmanı Koçak, "Ekmek doğru miktarda tüketildiğinde en masum besindir. Ekmeği kesen kişiler ekmek yerine başka besinleri fazlasıyla tüketir. Pek çok katkı maddesi ve yağı da tüketmiş olur" diye konuştu.

 

<******>


HER GÜN yediklerinizi yazarak kendi beslenmesini takip etmeniz ve kilo vermeniz mümkün. Koçak'ın hazırladığı "İyi Yaşam Günlüğü"nde dengeli beslenmeyle ilgili bilgiler verilerek başarılı bir beslenme ve diyet programının incelikleri anlatılıyor. Günlükten yediklerinizi yazmaya başlamadan önce hangi besin grubundan neyi, ne kadar ve ne zaman yemeniz gerektiğini öğreniyorsunuz.

Ekmeğin 5 faydası

İçeriğindeki kompleks karbonhidratlarla kan şekerini dengede tutar, tatlı isteğini azaltır.

 

Meyve ve sebze gibi vitamin kaynağıdır (B1, B6 ve niasin kaynağı).

 

 

Yağ oranı çok düşüktür hatta yağ içermez.

 

 

Tam buğday ekmeğinin çiğneme süresi daha uzun olduğundan daha çabuk doygunluk hissedersiniz.

 

Doyurucudur.


Tarih: 10:28, 24/2/2007 Kategori: Aile ve Yasam
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Kışın Kilo Almamak İçin...

 

Kış yaklaştıkça, vücudumuz ısı değişikliğine uyabilmek için harcadığı enerjiyi düşürür. Bu da, kış aylarında kilo almanın nedenlerinden biridir. Besin gruplarının hepsini dengeli olarak tüketmek gerektiğine dikkat çeken uzmanlar, her gün 30 dakika yürüyüş yapmayı da tavsiye ediyor.

Diyetisyen Aylin Yılmaz sonbahar diyetiyle ilgili sorularımızı yanıtladı:

Tüketilmesi gereken temel besinler neler?

- Herkes besin piramidini az çok duymuştur. Gün içinde, temel besin gruplarını düzenli olarak, doğru ölçülerde tüketmelisiniz. Bu gruplar: Süt-yoğurt ve türevleri, tahıllar ve türevleri (pirinç, ekmek, bulgur, makarna, bisküviler, simit) et-tavukbalık, sebze-meyve, yağlar (zeytin yağı, fındık yağı, mısırözü yağı, vb.), vitamin ve mineraller... Bunların hepsinin, özellikle sebze ve meyvelerin büyük önemi bulunuyor; çünkü bu sayede, vücudunuz için gerekli olan vitamin ve mineral alımının yanında, özellikle vücudun kullandığı ve ihtiyacı olan posayı (lifleri) da almış olursunuz. Vücudu bir matrix gibi düşünün; salisede çok fazla işlem yapıyor. Vücudumuzun, fonksiyonları <******> nı gerçekleştirmek için vitaminleri ve mineralleri bir anahtar, bir şifre olarak kullanması gerekiyor.

Vücut denge kurar

Fiziksel aktivite kilo vermede etkili mi?

- Unutmayın ki bizim doğal yapımızda hareket etmek var. Bunun tersini yaparsak fizyolojimize aykırı olur. Dolayısı ile, az da olsa her gün düzenli olarak hareket etmeliyiz. Kaslarımızı mutlu etmeliyiz. Kalbimizi çalıştırarak oksijeni tüm vücudumuza dengeli dağıtmalıyız. Günde en az 30 dakika tempolu yürüyüş yapabilir veya eve gittiğinizde dans edebilirsiniz.

Kışa doğru metabolizma hızımız düşer mi?

Nasıl ki birçok canlı kış mevsiminde aç kalmamak için besinleri daha şimdiden biriktirmeye ve saklamaya başlıyorsa, vücudumuz da mevsimsel değişikliği fark ettiği anda aldığı enerjinin bir kısmını stoklamaya ve daha az yakmaya başlar. Özellikle ısının düşmesi ile vücut arasında bir denge kurulması gerekiyor. Vücut, daima kendi optimum ısısını dengede tutabilmek için harcadığı enerjiyi de dengede ve kontrol altında tutmalı. Bu doğrultuda kendi ısısını korumak için harcadığı enerjiyi düşürerek, bazal metabolizma hızını yavaşlatır. Dolayısı ile tüketilen besinler enerji yoğunluklarına dikkat edilerek tüketilmeli. Yoğun alındığı zaman, fazla enerjiyi yakamayıp, bunları vücutta yağ olarak depolayacaktı <******> r. Kış aylarında çabuk kilo alınmasının sebeplerinden biri de budur.

Kış meyvelerinin vücuda ne gibi etkisi var?

- Mevsimler değiştikçe meyvelerin içerikleri de giderek değişiyor. Kış aylarında, özellikle C vitamini gibi antioksidan vitaminleri bakımından yoğun, enerjisi yüksek meyveler ortaya çıkıyor. Doğadaki besinler de mevsime göre vücudumuzun en mükemmel halde çalışmasını ve korunmasını sağlıyor aslında.

Bu dönemlerde enfeksiyon hastalıklarından korunmak için hangi besinleri tüketmeliyiz?

- Özellikle vücudumuzun savunma mekanizmasını, yani direncimizi yüksek tutacak ve bu dönemlerde artan soğuk algınlığına karşı bizi koruyabilecek, önlem almamızı sağlayacak olan vitamin ve mineraller; A, E ve C vitaminleri; selenyum, çinko, magnezyum gibi minerallerle birlikte, özellikle yağ asitlerinden Omega-3 içerikli olan balık, balık yağı, badem, ceviz ve Omega-9 olarak adlandırdığımız zeytin yağı ve fındık da bol bol tüketilmeli.

Balık mevsimine yaklaştık. Hangi balıkları önerirsiniz?

<******> Hiç fark etmez. Önemli olan bu balıkların pişirme yöntemleridir. Buna dikkat ederek ve özellikle fırında, buğulama ya da ızgara yöntemleri ile sofralarda bulunabilirler.

__._,_.___

Tarih: 10:25, 24/2/2007 Kategori: Aile ve Yasam
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Sağlıklı ve Güzel Bir Cilt İçin...

Sağlıklı ve güzel bir cilt için bitki çayı için

Sigara, kafein ve kozmetik kullanımını en aza indirin, günde 8-10 bardak su için. Bunlar sadece başlangıç; sağlıklı cildin tüm sırları bu yazıda...

 TAYLAN KÜMELİ

Bedenimizin en önemli koruyucu organı deridir. Bizi mikroplardan, enfeksiyon ve alerjik şoklardan korur. Bunun yanı sıra deri, bedenin su, tuz ve organik madde kaybını önleyen, kullanılmış besin maddeleri ile suyun atılmasını sağlayan dört önemli organdan biridir. Bedenden atılması gereken maddelerin dörtte birini atmakla görevli olan derinin işlevlerindeki herhangi bir aksaklık, öteki dışkılama organlarını (böbrek, akciğer, bağırsak) olumsuz etkileyebilir.

Neden 'içsel'
Pek çok kişiye büyük sıkıntılar yaşatan deri hastalıkları genellikle içsel problemlerden kaynaklanır. Derimiz, bizimle dünya arasında köprü görevini üstlenir, işte bu yüzden yaşamımızdaki uyumsuzlukları, genellikle derimiz dışa yansıtır. Bu uyumsuzluklar fiziksel veya genetik kökenli olabileceği gibi karaciğere, böbreklere, dolaşım sistemine veya öteki beden sistemlerine odaklanmış da olabilir.

İşte yararlı bitkiler
Deri hastalıkları, çeşitli iç hastalıklarının bir dışavurumu olduğu için tedavisinde de pek çok bitki kullanılabilir, ama bunların arasında öncelikle anılması gereken bazı özel bitkiler vardır.
En çok kullanılan yara iyileştirici bitkiler: Sinirliot, aynısafa, atkuyruğu, civanperçemi, arslanpençesi, sarıkantaron, karakafesotu, yoğurtotu (yapışkanotu), mayıspapatyası, ısırganotu, ceviz yaprağı ve meşe kabuğudur.
Bitkiler tek tek ya da bir arada harmanlanarak, 2-3 haftalık çay kürü biçiminde kullanılabilir. Bunun için de yarım veya bir tatlı kaşığı bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, 8-10 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-3 bardak taze demlenmiş çay, soğutulmadan, aç karnına veya öğün aralarında içilir. Bu deride belirgin düzelmelere yol açacaktır. Ayrıca derisi duyarlı ve sorunlu pek çok kimse, şeker ve dondurma, çikolata gibi yiyeceklerden uzak durmalıdır. <******>

Soruna göre vitamin
Birçok deri hastalığının tedavisinde A vitamininden yararlanılır. Genellikle yüksek dozlar kullanılır. Akneli ya da derisi güneşe karşı çok duyarlı kişiler A vitamini desteği almalıdır. Bunun yanı sıra vitaminler ve cilde faydaları şöyle sıralanabilir:
A Vitamini: Cildin mukus zarlarını korur ve kırışıklıklara engel olur.
B Vitamini: B2 vitamini burun ve üst dudak arasındaki maymun çizgisi denen dikey çizgilerin oluşumunu engeller.
C Vitamini: Kolajen oluşumu için önemlidir.
E Vitamini: Stresin neden olduğu kırışıklıklar için etkilidir.
Evening primrose oil: İçeriğinde linoleik asit vardır, sağlıklı cilt gelişimi için önemli rol oynar.
Magnezyum: Kolajenden magnezyum kaçışını ve bunun neden olduğu kırışıklığı engeller.

Sağlıklı bir deri için bu önerilere uyun!

  • Güneş ışınlarına uzun süre maruz kalmayın.
  • Günde en az 8-10 bardak su için.
  • Sigaradan ve içilen ortamlardan uzak durun.
  • Alkol ve kafein tüketmekten kaçının.
  • <******> Çok makyaj malzemesi kullanmayın.
  • Hayatınızdaki stres faktörleri ile mücadele edin ve rahatlamayı öğrenin.
  • Düzenli olarak spor yapın.
  • Florlu sulardan içmeyin.
  • Saunaya girin.
  • C ve E vitamini içeren kremler kullanın.
  • Bulunduğunuz ortamdaki havanın nemli olmasını sağlayın.
  • Demir yönünden zengin gıdalar tüketin. (Kabak, buğday, ciğer, yumurta, badem, kuru üzüm, yulaf ve mercimek)
  • C vitamini içeren gıdalar tüketin. (Kırmızı biber, portakal, greyfurt, limon, kavun ve domates gibi...)
  • <******> Mineral içeren mantar, ciğer, somon arpa ve muz gibi besinler tüketin.
  • Magnezyum içeriği zengin, badem, yulaf, arpa, peynir, tuna balığı, patates, mısır ve içeriğinde E vitamini zengin, çekirdek, brokoli, ıspanak tüketin.
  • A vitamini açısından zengin, yumurta, süt, peynir, yoğurt, balık, karides, tavuk eti gibi besinler tüketin.

    Aloe vera
    Halk arasında 'sarısabır' olarak da bilinen 'aloe vera', çeşitli hastalık ve cilt sorunlarına karşı kullanılan bir bitkidir. Özellikle epitel doku ve bağışıklık sistemi için faydalıdır. Mide ülseri, sindirim rahatsızlıkları, kabızlık, ishal, hemoroit, zihinsel yorgunluk, migren, akne, kireçlenme, egzama, sedef, mantar, böcek sokmaları, güneş ve cilt yanıklarına iyi gelir.


  • Tarih: 10:09, 24/2/2007 Kategori: Aile ve Yasam
    Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

    Cildinize Doğal Kış Bakımı...

    Kışın olumsuz etkenleri cildin yıpranmasına yol açıyor. Bu yıpranmayı önlemek için evde bulunan malzemelerle mucize yaratmaya ne dersiniz? Sirke, bal ve kille doğal maskeler hazırlayıp cildinizi kış kâbusundan kurtarabilirsiniz.

     
    Kış aylarında cilt ekstra bir bakım istiyor. Soğuk ve rüzgârlı hava cildin kurumasına yol açarken, kapalı mekânlardaki kirli hava ise cildin gözeneklerini kapatarak, nefes almasını engelliyor. Cilt, mat bir görünüm kazanıyor ve olumsuz dış etkenlere karşı mücadele edemiyor. Yaşlanma etkileri artarak kırışıklıklara davetiye çıkarıyor.
    Kış aylarında cildinize özen göstermelisiniz. Çünkü cildin yaşlanmasının nedeni yaşın yanı sıra dengesiz beslenme ve olumsuz dış etkenler.

    <******>

    Balık, ceviz, soya, su...

    Cildin yaşlanmasını önlemek için öncelikle beslenme alışkanlığınızın balık, sebze ve su ağırlıklı olmasına dikkat etmelisiniz. Günde en az 1.5 litre su için. Bunun yanı sıra E ve C vitaminli meyve ve sebze sularını bol bol içebilirsiniz. Cildin dış etkenlere karşı savunma gücünü artıran balığı haftada üç kez yemeye özen gösterin. Posalı yiyeceklerle (soya, fasulye, bezelye gibi) cildinizin yaşlanmasını durdurun. Soya, içeriğindeki doğal östrojen sayesinde cildin her dem genç kalmasını sağlıyor. Omega 6 içeren ceviz, fındık, badem ve ay çekirdeği cildi nemlendirip besliyor ve yaşlanmayı geciktiriyor.
    Konserve yiyecek ve şarküteri ürünlerinden uzak durun. Sigara içmeyin.
    Bu arada kil, bal ve sirkeyi kış güzelliğiniz için mutfağınızdan eksik etmeyin. Kili baharatçıdan ya da doğal ürünler satan dükkânlardan temin edebilirsiniz.

     
    SİRKE İLE GÜZELLİK KÜRÜ <******>

    Sirke, cildin dış yüzeyini ölü hücrelerden arındırıp elastiki liflerin üretimini artırıyor. Soğuk hava nedeniyle yıpranan cilde esneklik ve yumuşaklık kazandırıyor. 30'lu yaşlardan sonra cilt hücrelerinde yenilenme işlevi yavaşlamaya başlıyor ve cilt, elastikiyetini kaybedip kırışıklıklara davetiye çıkarıyor.

    Derinlemesine temizlik

    7-8 damla sirkeyi yarım çay bardağı tatlı badem yağı veya zeytinyağına ilave edip karıştırın. Akşamları yatmadan önce 1 ay boyunca haftada birkaç kez cildinize sürün. Antioksidan etkili bu sirkeli karışım hücreleri koruyor.

    Aknelere karşı tonik

    Küçük bir şişeyi gül yapraklarıyla doldurun. Üzerini örtecek kadar sıcak su doldurun. Ağzını kapatıp 2 gün bekletin. Süzüp 1 kahve fincanı sirke ilave edip karıştırın. Bir parça pamuğu karışıma batırıp cildinize yedirerek sürün. Kuruyuncaya kadar birkaç dakika bekleyin. Ilık suyla durulayın.

     
    <******>
    KİL İLE GÜZELLİK KÜRÜ

    Kış aylarında cildinizi haftada bir uygulayacağınız besleyici killi maskelerle koruyun. Kil, cilt kızarıklığını giderip cilde pürüzsüzlük kazandırıyor.

    Besleyici maske

    Kil zengin içeriği ile cildi besliyor. Kil maskesi için 1 avuç kili 2 çorba kaşığı ılık su ve birkaç damla zeytinyağı ile sulandırıp, göz çevresi hariç tüm yüzünüze ve boynunuza sürün. Eğer cildiniz yağlı ise karışıma birkaç damla limon suyu ilave edin. Eğer kuru ise bir tatlı kaşığı bal ekleyip karıştırın. 5 dakika bekleyip ılık su ile durulayın.

    Kırışıklıkları önleme veya azaltma

    Papatya ve adaçayı özü ile zenginleştirilmiş kil maskesini göz çevresi hariç temizlenmiş cildinize sürün. 10-15 dakika bekletip ılık su ile yıkayın. Cildinize nemlendirici krem sürün.

    Kahverengi cilt lekeleri ve kızarıklıkları hafifletme

    Cilt lekelerini gidermek için kil maskesi etkili bir yöntem. Ancak bu kez maskeye yabanmersini püresi ilave etmelisiniz.

    Ölü hücreleri arındırma

    <******> Özellikle beyaz kil ciltteki ölü hücreleri arındırıcı özellikler içeriyor. Beyaz kili biraz su ile yumuşatıp koyu bir krem kıvamına gelinceye kadar karıştırın. Göz çevresi hariç yüzünüze ve boynunuza sürüp 10 dakika bekledikten sonra ılık su ile yıkayın. Yumuşak bir havlu ile tampon yaparak kurulayın.

    Sivilceleri temizleme

    Sivilceleri sıkmayın, kurumasını bekleyin. Beyaz kil maskesine 2 damla limon suyu ve 2 damla zeytinyağı ekleyip karıştırın. Akşam yatmadan önce pamuklu kulak çubuğunu karışıma batırıp sivilcelerin üzerine hafif bastırarak maskeyi yedirin. Bir süre bekleyip cildinizi yıkayın.

     
    BAL İLE GÜZELLİK KÜRÜ

    Bal, cilde yumuşaklık ve parlaklık veriyor. Cildiniz yorgun görünüyorsa tazelemek için bal ile bir güzellik kremi hazırlayabilirsiniz.

    <******>

    Göz çevresi hariç tüm yüzünüze ve boynunuza bal sürüp 10 dakika bekleyin. Ilık suyla durulayıp havlu ile kurulayın.

    1 çorba kaşığı balı rendelenmiş 1 elma ve ezilmiş 1 muzla karıştırıp göz çevresi hariç tüm yüzünüze ve boynunuza sürün.
    15-20 dakika bekledikten sonra ılık suyla durulayın ve havlu ile kurulayın.

    1 çorba kaşığı limon suyu, 2 çorba kaşığı bal ve 2 çorba kaşığı suyu bir kapta krem kıvamına gelinceye kadar karıştırın. Göz çevresi hariç tüm yüzünüze sürün. Ilık suyla yıkayıp kurulayın.

    1 yumurta sarısı, 1 tatlı kaşığı badem yağı (sızma zeytinyağı da olabilir), 1 çorba kaşığı bal ve mercimek büyüklüğünde tereyağını bir kaba alıp krem kıvamına gelinceye kadar karıştırın. Göz çevresi hariç tüm yüzünüze ve boynunuza sürüp 5-10 dakika bekleyin.
    Ilık suyla yıkayıp durulayın ve ılık havlu ile tampon yaparak kurulayın.

    1 kahve fincanı bal, 1 poşet yeşil çay ve 1 ampul C vitaminini robotta krem haline gelinceye kadar ezin. Göz çevresi hariç tüm yüzünüze dairesel hareketlerle masaj yaparak yedirin. Ilık suyla yıkayıp havlu ile tampon yaparak kurulayın.

    2 çorba kaşığı bal ile 2 çorba kaşığı pirinç ununu karıştırın. Ayrı bir yerde kar halinde çırpılmış yumurta akını ilave edip karıştırın. Maskeyi göz çevresi hariç tüm yüz ve boynunuza sürüp 10 dakika bekletin. Ilık suyla durulayıp kurulayın. <******>


    Tarih: 10:01, 24/2/2007 Kategori: Aile ve Yasam
    Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

    Ağrılara Bitkisel Çözüm...

    Değişik bitkiler, binlerce yıldan bu yana ağrı kesici olarak kullanılıyor. İşte merak ettiğiniz ağrı kesici bitkiler :

    Kekik yağı (romatizma): Kekik yağında bulunan karvakrol ve timol maddelerinin güçlü ağrı kesiciler olduğu ispatlanmıştır. Kekik yağı, romatizma ağrılarında zeytin yağı ile karıştırıldıktan sonra dıştan ovularak kullanılır.

    Haşhaş (çeşitli): Haşhaş meyvesinden elde edilen ve "opiatlar" denen afyon alkaloitleri (Morfin gibi) güçlü ağrı kesicilerdir.

    Gümüşdüğme (migren): Ülkemizde de yaygın olarak yetişen Gümüşdüğme bitkisinin yaprakları migren ağrılarını önlemek amacıyla kullanılır. Bu kullanım özellikle İngiltere, Kanada gibi ülkelerde oldukça yaygın.

    <******> Güzel avrat otu: Zehirli bir bitkidir. Doktor kontrolünde kullanılması gerekir. İltihaplı ağrıları keser.

    Karanfil esansı (diş): Karanfil esansı ve etkili maddesi öjenol diş hekimliğinde kullanılan ağrı kesici ilaçların terkibine girer. Halk arasında diş çürüğünün içine 1-2 damla koyularak kullanılır.

    Şeytantırnağı kökü (hafif ağrı): Güney Afrika'da yetişen bu bitkinin kökünden hazırlanan çay dahilen hafif ağrı kesici olarak kullanılır.

    Köpek üzümü, yaban mersini (yara): Kurutulmuş çiçekli dallarından hazırlanan çay ağrı kesici olarak içilir. Yaralar ve basur memeleri köpek üzümü çayı ile yıkanır.

    Papatya çiçeği (basur): Çayı basur gibi iltihaplı yaralara  karşı pansuman halinde ağrı kesici ve yara iyileştirici olarak kullanılır.

    Zeytinyağı (baş): Uzmanlar zeytinyağını da ağrıya karşı "birebir" bitki yağları arasında gösteriyor. Bunun nedeni ise sızma zeytinyağında, ağrı kesici ilaçlarda da  bulunan " İbuprofen " adlı maddenin bulunması. <******>

    Hangi ağrılarda hangi bitki etkili

    Baş: Sızma zeytinyağı tüketimi, migren gibi genelde kronik ağrıların etkilerini azaltıyor. Baş ağrısı için mentol ve ökaliptol yağı da önerilir.

    Boyun ve bel: Kafuru 10 gün boyunca günde bir kere ağrıyan bölgelere sürmek yeterli. Özellikle bel ağrılarında zencefil ve edrefil karışımı uygulanabilir. Bu, yakıcı bir karışımdır ve çok iyi ağrı kesicidir. O bölge sıcak dursun diye de yünlü bir bezle sarılır. Ancak bunun mukozaya yani göze, ağza ve burna kaçmamasına özen gösterilmeli, çünkü yakıcıdır ve mukozaya zarar verir. Günde 1 kere 3 gün boyunca uygulanır.

    Eklemler (diz, dirsek, kol, bacaklar): Kafur ağrı kesici olarak romatizmal şikayetlerde etkilidir. Ancak bu kesinlikle dahilen alınmaz çünkü zehirlidir, haricen sürülür. 3 tablet kafur, 250 gr saf alkol içinde eritilir. Ağrıyan yere ve civarına diz, dirsek, kol ve bacakların eklem yerlerine sürülür.

    Diz kapakları: Halk arasında domates ilacı olarak bilinen salisilik asit, saf alkolde eritilir. Ağrıyan bölgelere, ayak parmaklarına ve diz kapaklarına günde 1 kere 10 gün boyunca sürülür. <******>

    Eskiden salisilik asit satılmadığı için söğüt ağacı dal ve yaprakları kaynatıldıktan sonra çıkan su, doğal salisilik asit elde edilirdi.

    Bütün vücut: Susam yağının sinir uçlarını uyarıcı etkisi vardır. Hindistan'da insanlar, saç uçlarından ayak uçlarına kadar bütün vücuda ayda bir susam yağı masajı yapıyorlar. Vücut gevşiyor, rahatlıyor. Kekik yağı, zeytinyağı ile karıştırılıp özellikle romatizmal ağrılarda, ağrıyan bölgeye sürülebilir. Ancak kekik yağının tek başına sürülmesi sakıncalıdır


    Tarih: 09:57, 24/2/2007 Kategori: Aile ve Yasam
    Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

    Kış hastalıklarından korunabiliriz...

     
     
     

    Saunada toksinlerinizi atın

    Yapılan araştırmalar, düzenli olarak saunaya giden kişilerin soğuk algınlığından daha az şikayet ettiklerini ortaya koyuyor. Uzmanlar, saunanın vücut ısısını yükselttiğini ve bunun sonucunda yüksek ateşi engellediğini belirtiyor. Öyle ki, bağışıklık sisteminiz yüksek ateşle savaşmak için hemen aktif hale geliyor. Ayrıca, vücudunuzun toksik maddelerden arınması sayesinde savunma sisteminiz de yeniden eski gücüne kavuşuyor. Saunada terledikten sonra kan dolaşımını canlandıran 'sıcak - soğuk' değişimli banyoyu da ihmal etmeyin. Ancak akut enfeksiyon, yüksek tansiyon, kalp - dolaşım hastalıkları ve varis gibi önemli rahatsızlıklarda saunanın yarar yerine zarar getireceğini de aklınızdan çıkarmayın!

    Odanızı sık sık havalandırın

    Soğuk havalarda ister ev isterse okul olsun, kapalı mekanlarda daha fazla zaman geçiriyoruz. Dolayısıyla bu mekanların havası sağlığınız üzerinde son derece önemli rol oynuyor. Kalorifer, mukozanın kurumasına yol açarak vücudunuzu virüs ve bakterilere karşı savunmasız bırakıyor. Bu nedenle soğuk algınlığı ve gripten korunmak için odanızı her gün sık sık havalandırın. Ayrıca kaloriferin üzerine bir bardak su ya da ıslak bir bez yerleştirerek oda havasının kurumasını engelleyebilirsiniz pekala. Mukozanın nemlenmesini ve derin nefes alabilmenizi sağlayan yağlardan yararlanmayı da ihmal etmeyin. Okaliptüs, kekik otu, limon, sedir ya da selvi ağacından elde edilen yağlar, bu konuda size yardımcı olabilir. Yağlar hem odanızın mis gibi kokmasını sağlayacak, hem de sizi hastalıktan koruyacak. Yağların etkili olabilmesi için yüzde yüz saf olmalarına da özen gösterin! <******>

    Çinko yanı başınızda!

    Soğuk algınlığının tedavisinde bazı elementler son derece önemli role sahipler; özellikle de çinko! Çinko, savunma hücrelerinin artmasını ve aktifleşmesini sağlayarak bağışıklık sistemine destek veriyor. Ayrıca, dış enfeksiyon etkenlerine karşı antikor üretimine de yardımcı oluyor. Uzmanlar sağlığımız için günde 15 mg. çinko almamız gerektiğini söylüyor. Çinkonun hangi besinlerde bulunduğunu merak ediyorsanız, hemen söyleyelim: İstiridye, karides, susam, peynir, sığır eti, sütsüz çikolata, yumurta ve mısır... Ayrıca eczanelerden de çinko preparatlarını kolayca temin edebilirsiniz.

    Ekinazya; gerçek bir dost!

    Ekinazya bitkisini duymuşsunuzdur mutlaka! Yapılan araştırmalar, Echinacea'nın sağlıklı doku ile hastalığa neden olan mikroorganizmalar arasındaki doğal bariyeri yok eden enzimin oluşumunu engellediğini, akyuvarların üretemini ve aktivitesini artırdığını ortaya koyuyor. Aynı zamanda nezle ve grip gibi bulaşıcı enfeksiyonlara karşı bünyenin savunmasını sağlayan 'interferon' adlı maddenin üretimini de artırarak bağışıklık sistemini uyarıyor. Bu bitkiyle hazırlanmış pastil ve gargara gibi doğal ilaçları, doğal ürünler satan marketlerde bulabilirsiniz.

    Spor şart, ama...

    Sağlığınızı korumak için düzenli olarak spor yapmanız şart. Her gün dışarıya çıkın ve derin nefes alarak hareket edin. Tabii temiz havada! Açık havada yapacağınız yürüyüş ya da jogging, savunma sisteminizin güçlenmesini sağlayacak. İsterseniz bisiklete de binebilirsiniz pekala. Yarım saat hareket ettikten sonra bile kanınıza yeterli düzeyde bağışıklık hücresi karışacak. Ancak; ağır sporların vücudunuzu savunmasız bıraktıklarını da aklınızdan çıkarmayın. <******>

    Ayaklarınızı 'sıcak' tutun

    Ayaklarının soğuk olmasından yakınanlar bu hastalıklara daha çabuk yakalanıyorlar. Nedenine gelince... Ayakların normal vücut ısısının altına düşmesi, otonom sinir sistemi ve solunum yollarındaki kan dolaşımının azalmasına yol açıyor. Bunun sonucunda mukozadaki savunma sistemi zayıflıyor ve virüsler organizmaya daha kolay girebiliyor. Soğuk ayaklar aynı zamanda boğaz yollarındaki ısıyı da düşürüyor. Bunun sonucunda ise hastalığa yol açan virüsler vücutta hızla çoğalmaya başlıyor. Siz siz olun, anneannenizin özenle ördüğü kalın çorapları kış boyunca ayaklarınızdan hiç çıkarmayın.

    C vitamini yine başrolde

    Aktif ve güçlü bir savunma mekanizmasının temelinde doğru ve dengeli beslenme yatıyor. Dolayısıyla yemek listenizden sebze ve meyveleri eksik etmemeniz gerek. Özellikle de C vitamini bakımından zengin olanları! Çünkü C vitamini bakterilere karşı savaşan savunma hücrelerine nüfuz ediyor ve vücudu zararlı maddelere karşı koruyor. Limon, portakal, greyfurt, kivi, brokoli, biber ve lahana gibi sebze meyveler C vitamini yönünden oldukça zengin besinler arasında yer alıyor. C vitamini gereksiniminizi vitamin takviyesine başvurmadan, bu besinlerin yeterli tüketimiyle karşılamanız mümkün. Eğer meyve suyu olarak tüketmek isterseniz, vitamin değerlerini yitirmemeleri için taze sıkılmış olmalarına dikkat edin.

    Şifalı çaylarla gelen sağlık

    Grip ve soğuk algınlığından korunmanın etkili yöntemi de şifalı çaylar içmek! C vitamini yönünden zengin olan kuşburnu, bağışıklık sistemini güçlendiren etkisi sayesinde özellikle gribe karşı son derece etkili. Kış boyunca mutfağımızdan eksik etmememiz gereken bir diğer bitki de Adaçayı. Adaçayı, hem vücut direncini artırıyor hem de efeksiyonlara karşı etkili. Ihlamur ise göğsü yumuşatıyor, balgam söktürüyor ve vücudun terlemesini sağlıyor. Ayrıca zencefil, rezene, anason, kekik otu, ağaç hatmisi gibi bitkiler de soğuk algınlığı ve gribe karşı son derece etkililer. Ancak her zaman söylediğimiz gibi, bu çayları yan etkilerine karşı günde 1 - 3 fincandan fazla tüketmeyin. Ve, doğru hazırlanma tekniklerini de mutlaka öğrenin! <******>

    Ayak banyosuz olmaz!

    Hiç kuşkusuz, gribin en önemli belirtilerini baş ya da kas ağrısı oluşturuyor. Bu şikayetlerden kurtulmak istiyorsanız ayak banyosu yapabilirsiniz. Nasıl mı? Çok basit! Ayaklarınızı 37 derece ısıdaki suyun içinde dinlendirin. 15 dakika sonra suyun sıcaklığını 40 - 42 dereceye kadar yükseltin. Banyonun etkisini artırmak için, suya hardal tozu katmanızda da yarar var.

    Tavuk suyu çorbası soframızda

    Eskilerden kalma yöntemlerin ne kadar yararlı olduğunu hepimiz biliyoruz! Tavuk suyu çorbası da bunun en önemli kanıtı aslında! Bu çorba, aşırı terleme sonucu kaybettiğiniz elektrotları ve çinkoyu vücudunuza yeniden depoluyor. Çorbaya sıkılan limon da bağışıklık sisteminizi güçlendiren C vitamini yönünden zengin bir besin.

    Deniz suyundan yararlanın

    Uzmanlar, tıkalı burunlar için en ideal tedavi yöntemi olarak 'deniz suyunu' öneriyorlar. Deniz, içindeki tuz ve organik maddelerle, burnun temizleme mekanizmasını güçlendiriyor. Ayrıca, burnun içindeki titrek tüylerin daha efektif çalışmasını sağlıyor ve böylece burun ideal fizyolojisine kavuşuyor. Tabii bu arada, burnunuza çektiğiniz deniz suyunun temiz olmasına dikkat etmenizde yarar var.


    <******> Risk artıran durumlar


    YAŞ: Hastalık küçük çocuklarda daha sık görülüyor. Yaşamlarının ilk yıllarında 4 - 5 kez gribe ya da soğuk algınlığına yakalanan çocukların yaşları ilerledikçe bağışıklık sistemleri de güçleniyor.
    KALABALIK ORTAMLAR: Mekanda ne kadar çok kişi bulunuyorsa hastalığa yakalanma riski de o denli artıyor. Tabii mekanın küçük olması da önemli bir etken!
    DUMAN ALTI: Sigara içilen ortamlarda hastalığa yakalanma riski daha yüksek. Bu durum özellikle 1 yaşın altındaki çocuklar için daha da önemli.
    HAVA KİRLİLİĞİ: Özellikle büyük şehirlerde hava kirliliği vücut direncini zayıflatarak, hastalık için uygun koşulları sağlıyor.
    YETERSİZ BESLENME: A ve C vitamini açısından yetersiz beslenme hastalığın ortaya çıkma riskini kolaylaştırıyor. Anne sütüyle beslenmemiş bebeklerde ise bu risk daha da yükseliyor.
    ALKOL TÜKETİMİ: Bağışıklık sistemini zayıflatması nedeniyle riski yükseltiyor.
    ALERJİK BÜNYE: Astım ve egzama gibi alerjik hastalığı olanlarda viral solunum yolları enfeksiyonları daha sık görülüyor.
    STRES: Solunum yollarında duyarlılığı artırıyor ve hastalığın seyrini olumsuz yönde etkiliyor.


    Tarih: 09:47, 24/2/2007 Kategori: Aile ve Yasam
    Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

    <- | Sonraki Sayfa ->